![]() |
John Difool - Moebius |
Her zaman bir çizgiroman hikâyesini bir canlı-aksiyon filme uyarlamanın hata olduğunu hissetmişimdir. İkisi sadece yüzeyde benzer görünürler ama özünde birbirlerinden tamamen farklıdırlar. Örnek olarak, Moebius'un resimlediği Dune* senaryom, müthiş bir film ama korkunç bir çizgiroman olurdu. Film kurgulamanın, çizgiroman hikâyelemesiyle hiç ilgisi yoktur. Film harekettir. Çizgi ise hareketsizlik. Çizgi hareketsizlikten hareket yaratır. Çizgiromanın kabiliyeti, okuyucuyu hareket yaratmaya zorlamasıdır. Filmler ise aksine, izleyici tarafından mutlak bir hareketsizlik ve dikkat gerektirir. Bir sanat dalında başarılı bir yaratıcı olmak, pek nadiren bir başkasında da aynı başarıya sahip olacağınız anlamına gelir."
INCAL (1981-1989) için hikâye notlarından, Alexandro Jodorowsky.
![]() |
Paul Atreides - Moebius |
* Dune Frank Herbert'in ünlü bilimkurgu romanı. 1975'de Jodorowsky'nin yönetiminde film çalışmalarına girişilmiş, yine Jodorowsky'nin yazdığı ondört saatlik senaryonun 'story-board'unu ve karakter çalışmalarını Moebius, çeşitli tasarımlarını H. R. Giger ve Chris Foss başlatmış, müzikleri için Pink Floyd'la anlaşılmıştı, Baron Vladimir Harkonnen'i Orson Welles canlandıracaktı ama sonunda proje iptal edildi. Filmin hikâyesi üzerine çekilen bir belgesel 2013, mayısında yayınlanıyor; [ Jodorowsky's Dune ]
İlginç şekilde, Incal ve Dune, spiritual güçler teması çerçevesinde irtibatlıdırlar. Jodorowsky'nin hindû spiritualizmiyle ilgisi ve spiritual guru olduğu da bilinen bir gerçek. Aynı şekilde, daha sonra 1984'de Dune'u çeken David Lynch'in de Transandantal meditasyon ile yoğun ilgisinin olduğunu hatırlarsak, bu iki çok yönlü sanatçının benzer sularda kürek çektiklerini de söylemek mümkün.
Daha önce yayınladığım Jodorowsky'nin çizgiromanda Amerikan endüstrileşmesiyle ilgili sert politik karşıtlığını sergilediği Frank Cappa önsözünü hatırlayacaksınız. Yukardaki notlarda da bunu bir başka boyutta, endüstrileşen sektörle birlikte Otör sinemasının son buluşuyla ilgili düşüncelerinde yansıdığını -o kadar sert ifadelerle olmasa da- görüyoruz. Sanatçının bu yaklaşımı, önemli ve unutulmaması gereken gerçekleri vurgularken, değişen koşullar altında, farklı boyutlarıyla da tartışılmayı gerektirdiğini hatırlamak lâzım.