Goscinny etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Goscinny etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ocak 2019 Salı

Fakir, yalnız bir kovboyum...

"Le chemin du crépuscule" Journal de Spirou #1482bis/1966,
yazan: Goscinny, çizen: Morris, çeviri: SToktan

3 Temmuz 2018 Salı

Korsanlar vs Red Kit!

Bir Lucky Luke Hikâyesi.
Gece ekspresinin sigara içilen bir köşesinde, uğursuz görünümlü dört kabadayı kağıt oynuyordu. Küfürler ve buruşturulan banknotlar gecenin sessizliğini bozan tek şeydi, diğer yolcuların sersemlemiş halde, bir şekilde uyumaya çalıştıkları yerde... ben hariç herkes. Trenin, yük vagonunda Kaliforniya’dan gelen iki yüz elli bin dolar değerinde altın külçe taşıdığını öğrenmiştim. Bu yüzden ben de gözucuyla oturduğum köşeden bütün bagajları sadece bir çanta ve iki tabanca olan dört serseriyi izliyordum.
Kontrolörün parapetine yaslanmış olduğu vagon platformuna çıktım.
  • Şu dört «hombre»nin suratları bana bir şey söylemiyor, dedim ona.
  • Neden Luke? diye şaşırdı. Yol ücretini hiç homurdanmadan ödediler bana. Sakin görünüyorlar…
Poker oyuncuları kadar şaibeli göründü bana kontrolör. Belki de bu nedenle onlar için biraz sempati besliyordu.
  • Beni endişelendiren şey şu, diye açıkladım. Çok fazla sessizler... Gerçekten poker oynayan gerçek Kovboylar olsaydılar, şimdiye kadar sorun çıkardı. Çetenin en uğursuz tiplisi saatini kontrol ediyor ve yolun herhangi bir yerinde pencereden dışarı bakıyor, sanki nerede olduğumuzu biliyormuş gibi... Bütün bunlar bana işe yarar hiçbir şey söylemiyor...
  • Trene saldıracaklarını mı düşünüyorsun?
  • Yaparlarsa, beni şaşırtmazlar.
  • Kurşunlar uçmaya başlar başlamaz, ben bir koltuğun altına park ediyorum. Ayda otuz beş dolar için derimi havalandırmam, hayır efendim!...
Kahramanca ifadesi cevapsız kaldı, çünkü aynı anda lokomotif uzun bir ıslık çaldı ve aniden uygulanan hava frenlerinin bütün tren boyunca neden olduğu sarsıntıları hissettik. Korkuluk üzerine eğilerek yolda, ötemizde kırmızı bir fenerin sallandığını gördüm –tehlike sinyali...
Kısa bir süre sonra tren pek yumuşak olmayan bir tarzda durdu ve pulmanın iki kapısının her birinden birer maskeli adam içeri girdi, tabancasını doğrultmuş halde. Bir anda bütün yolcular uyandı ve telâş içinde koltukların altına daldılar. Herkes... uğursuz kâğıt oyuncusu ekibin lideri olan sakallı dev dışında. Hızla ayağa kalktı, kartlarını yere saçıp, ellerini altıpatlarlarının kılıflarına içgüdüsel bir hareketle götürdü... Pulmanın her iki ucunu tutan iki maskeli adamın hayranlığını ve saygısını anında yakalayan el becerisi ve rahatlığı ile korkutucu bir ifadeyle yüksek sesle ve enerjik bir şekilde küfür etti. Haydutlar silahlarının tehditkâr namlularını çevirerek konuşmacıya iltifat ettiler.
  • Pençeler yukarı! diye en yakınındakine emretti.
  • Ne o? Beni tanımıyor musun? Ben Steve Mannies, dedi dev, gaddar ve vicdansızca tetik çeken, Texas'ın en korkunç ve en ünlü tren soyguncusu olarak tanınmanın haklı gururuyla.
  • Vallahi doğru söylüyor dedi diğeri, silâhını indirerek.
  • Kim tezgâhladı bu maskaralığı? diye sordu Mannies.
  • Biz Kaptan Snikes’in çetesiyiz diye açıkladı öbürü.
  • Bundan şüphelenmiştim zaten! İnip şu acemiye iki çift lâf edeceğim...
Maskeli adam, zaten trenden inmekte olan Steve'i ve adamlarını durdurmaya kalkışmadı. Aksine, bağırarak patronuna duyurdu :
  • Bunlar Steve Mannies ve ekibi!
Snikes’ın şaşkınlığını ifade etmek için kullandığı terimleri burada tekrar etmemek daha iyi olur. Zaten Mannies fazla uzattırmadı :
  • Buraya baksana Kaptan, bu şaka ne anlama geliyor? Benim bölgemde sen ne yapıyorsun? Herkes bu çizgiyi bilir, burası benim ilgi alanımda!...
  • Binlerce özür Steve! Bir aydır senden haber alamadık ve Kaliforniya'ya gittiğini düşündük. Ama bir fikrim var. Paylaşacağız!
  • Benimle mi? Paylaşacak bir şeyim yok benim! Ama ben iyi bir oyuncuyum ve senin gibi acemi amatörleri genellikle cesaretlendiririm. Eğer yolcuları istiyorsan, buyur senindir. Temizleyin ve tüyün!...
  • Yolcular... biz yolcuları istemiyoruz. İstediğimiz şu «yüklü» vagon!
  • O benim. O yüzden buradayız, açmak için dinamit bile getirdik. İşimize burnunu sokmasaydın şimdiye kadar çantada olacaktı! Siz kendinizi tatile çıkmış turist mi sanıyorsunuz?...
Aynı anda, gecenin içinde bir silâh patladı ve Steve’in şapkası havada dans etti, bir yandan öbür yana delinerek. Yıldırım hızıyla Steve silâhını çekti ve rakip çeteye ateş etmeye başladı. Kavga artık tetiklenmişti. Her iki grup da diğerinin bu ilk atışla var olan ateşkesi ihlâl ettiğine inanıyordu. Kayaların arkasına saklandık ve birkaç saniye içinde iki grup desperado kim daha iyi ateş ediyora başladılar.
Bir saniye kaybetmeden, lokomotife doğru koştum.
  • Tebrikler Luke. Bu çok etkileyiciydi. Sen fitili ateşledin, yangını o başlattı. Bu haydutlar çakallar gibi savaşıyor! Makinisti uyardım.
  • Tanrı aşkına John, çalıştır şunu! Ver buharı!
Gürültülü makine iki puf attı, mutlu bir şekilde silâhların gümbürdemesini boğdu ve tren harekete geçti. Geriden gelen vahşî sesler azalırken, biz hız kazanıyorduk. Steve'in gürleyen sesinden, trenimizin arka ışıklarının gecenin içinde kaybolduğunu görerek kötü kelime dağarcığının tüm kaynaklarını harcayışını hâlâ duyabiliyordum.
  • Şeytan alsın beni! Biz itişip durdurken trenim çalındı, dinamitlerimle birlikte! Çeyrek milyon burnumun ucundan kaçtı gitti! Bıktım artık ben bu lânet işten! Bundan sonra eğer çiftçi olup bir toprak parçasında pancar yetiştirmezsem, asın beni! ⯁
"Pirates en Pullman" 1957, SPIROU de poche #1
yazan: Goscinny, resimler: Morris, çeviri: SToktan

22 Mayıs 2018 Salı

Spagetti Venedik'te


Yazar: René Goscinny
Çizer: Dino Attanasio
Çevirir: SToktan
Yayın tarihi: Lombard/1965
İlk basım: Tenten Dergi ed. Belçika 1962/#20 - 1962/#34


Spagetti başlangıçta Dino Attanasio tarafından bir tür parodik öz portre olarak tasarlanmıştır. Yaratıcısından esinlenmeyle, sıradan bir İtalyan görünümü sunar. Her zaman düzgün giyimli, küçük kaytan bıyıklıdır, koca burunludur. Güçlü bir İtalyan aksanıyla konuşur Fransızcayı. Dizi boyunca o ve kuzeni Prosciutto temelde göçmen sorunu olmak üzere sosyal hicivle yansıtırlar okuyucuya (aslında) başlı başına kendi yaşam mücadelelerini.

Milanolu Dino Attanasio, kendisini bd âleminde popüler bir çizer haline getiren Signor Spaghetti'nin başlangıcını Tenten dergi Belçika edisyonunun 1957/#42'de, 2 ya da 3 sayfalık 'gag'lar halinde yaparken, 1959/#8'e kadar sürecek bu 21 hikâyecikin yalnızca ilkinde Goscinny adına rastlarız. Bu süreçte Spagetti aynı sayfalarda yer alan ve benzer şekilde başlangıçlarını yapan Berck/Goscinny ürünü Strapontin ve Maréchal/Goscinny ürünü Prudence Petitpas ile devirli yayınlanmıştır.

Dizinin Goscinny adıyla birlikte anılması 1959/#12'de uzun hikâyeye terfi etmesiyle birlikte başlayacak ve Spagetti sağlam senaryo altyapısı ile çok keyifli 'küçük adam' serüvenlerine doğru yol alacaktır. "L’émeraude rouge (Kırmızı Zümrüt)" aynı zamanda 'kocaburun'un da yavaş yavaş küçüldüğü Signor Spaghetti'nin ilk 'gerçek' serüveni olmakla birlikte, Lombard tarafından ancak 1974'de dizinin 14. kitabı olarak albümleştirilecektir.

Ekranınıza alacağınız bu 5. albüm, bir önceki Paris koşuşturmacasının Venedik'te devamı niteliğinde. Trende yataklı vagon görevlisi olarak çalışan Spagetti Proşutto'dan paçayı kurtardığına sevinirken kısa sürede yanıldığını anlayacak ve yine dertten derde savrulacaklardır birlikte, kaçınılmaz olarak. Ayrıca yine Bourvil'den, hikâyemizde de yer alan bir şarkımız ek olarak mevcut: "Le clair de lune à Maubeuge"... Gondol bulamazsanız sandal sefası için de elzemdir. Kahramanlarımızın hayranlarına mutlu okumalar dileklerimle.

21 Ocak 2018 Pazar

Uyuyan Ormanda İsyan!


"Révolte au bois dormant"
Goscinny & Berck
Le journal de Tintin: 1964/1965
Le Lombard: 1966

Bu 9. ve son Goscinny Straponten senaryosunu düzgün bir kaynak olmadığı için pas geçmiştim. Nihayet Tenten dergide karar kılıp bir eksiği daha giderdim. Oh!... 54 yaşındaki bu nefis hikâyeyi okurken siz de benim gibi neş'eli bir hüzünle dolacak mısınız görelim bakalım. (Bu söz ihtiyarlaraydı tabi.)



* Albümden bir hoş not: "Pendre haut et court" (Kısa iple yükseğe asmak.) Kökeni ortaçağa dayanan bir ifade. O devirde idama mahkûm olanlar köyün meydanında düzenlenen bir gösteri ile asılırlardı. ("Taksim meydanında sallandıracaksın üç~beşini...") Ancak, herkesin izleyebilmesi ve gösterinin keyfini çıkarabilmesi için mahkûmun yüksekte olması gerekiyordu. Ayrıca bilindiği üzere, bir adamı asmak için fazla uzun halat gerekmiyordu ve halat masrafından da tasarruf sağlamak gerekliydi. Dolayısı ile, ifade 'kısa iple yükseğe asmak' şeklindedir. Günümüzde ise anlam kaymasına uğrayarak 'birine uygulanan kamusal aşağılama'ya atıfta bulunan bir cümleye dönüşmüş.

18 Temmuz 2017 Salı

Maskot - Uderzo & Goscinny


"Asterix, La mascotte", René Goscinny (yazar) / Albert Uderzo (çizer) / SToktan (çevirir), Super Pocket Pilote 1968/#1

4 Temmuz 2017 Salı

Kasabada bir tur - Morris & Goscinny


"Lucky Luke, Promenade dans la ville", René Goscinny (yazar) / Maurice De Bevere 'Morris' (çizer) / SToktan (çevirir), Super Pocket Pilote 1969/#3

4 Haziran 2017 Pazar

Goscinny & Giraud


"Western Italien", Goscinny (yazar) / Gir "Mœbius" (çizer) / SToktan (çevirir), Super Pocket Pilote #2/1968

13 Nisan 2017 Perşembe

Spagetti Paris'te






"Spaghetti à Paris"
(1962 Journal de Tintin)
(1964 Lombard)
(1982 Dargaud 6/22)

Yazan: René Goscinny
Çizen: Dino Attanasio
Çeviri: SToktan

İtalyan göçmenimiz o iş senin bu iş benim Fransa'da kendine bir yer edinme çabasını sürdürürken, kuzen Proşutto'dan yakasını kurtarması yine mümkün olamıyor. Bu hikâyemizde zorunlu bir Paris turu yapacağız dostlarımız ve onların yeni 'dostlarıyla'... Ayrıca meraklısı için derlediğim 3 adet de güzel şarkıyı hep beraber söyleyeceğiz bu yolculuk sırasında:
 

18 Kasım 2016 Cuma

Spagetti ve Bisikletçiler

Spagetti ve Bisikletçiler
"Au rendez vous des cyclistes
(1963)
Yazan: René Goscinny
Çizen: Dino Attanasio
Çeviri: SToktan

Proşutto bu sefer dağlarda, sınıra yakın bir yerde otel satın alıyor. Fakat otel birdenbire çok sayıda bisikletçinin uğrak yeri hâline gelince... Bu durum göründüğü kadar zararsız mıdır acaba? Haydi bir göz atalım...

24 Temmuz 2016 Pazar

Kırmızı Başlıklı Kız - Pilote Annuel, 1974

Pilote 1959-1989 yılları arasında yayınlanan önemli bir Fransız çizgiroman dergisiydi. Tarihçesinde dikkati çeken birkaç nokta ise şöyle:
* Yaratıcıları arasında René Goscinny (direktör), Albert Uderzo (sanat direktörü), François Clauteaux, Jean-Michel Charlier (şef redaktör) gibi ünlü isimler bulunan dergi 1960'da Dargaud tarafından satın alındı.
* 1965'de "Le Journal d'Astérix et Obélix", (Asteriks ve Obeliks'in Dergisi) altbaşlığı atan dergi, bunu 1970'de "Le Journal qui s'amuse à réfléchir", (Düşünmeyi Sevenlerin Dergisi) olarak değiştirdi.
* Başlangıçta gençleri hedefleyen haftalık dergi olan Pilote, zamanla daha yaşlı izleyici kitlesine hitap eder oldu, özellikle de 1974'de aylık yayına geçtikten sonra...
* 1986'da yine aylık Charlie ile Pilote & Charlie adı altında birleştiler.
* Pilote 1988'de tekrar geri döndü fakat piyasada yaygınlaşan kriz nedeniyle ertesi sene kaybolup gitti.

Not: Aşağıda bahsi geçen Pilote Müzesi (Musée Pilote), derginin her sayısında yer alan ve bir çoğunda ünlü ressamların tarzlarını çağrıştıran, dergi çizerlerinin ürettikleri mizahî illüstrasyon sayfasıdır (genellikle arka kapak).
Bir diğer not: Sayfalarda yer alan tek bir cümle var: "Tire la chevillette et la bobinette cherra!". Charles Perrault'un 1697 tarihli kitabındaki anlatımında yer alan ve artık sembolleşmiş bir cümle. İngilizler şöyle çeviriyor: "Pull the bobbin, and the latch will go up." Ben de düzayak, "İpi çek, kapı açılır!" diye uygun gördüm.
Son bir not: Henri Rousseau'nun hukuk öğrenimi yaptığı ve Paris'e geldikten sonra, Oktruva Ofisi'nde (Oktruva vergisi, ticaret amacıyla şehirlere dışarıdan getirilen mallardan alınan giriş vergisi.) çalıştığı için de "Le Douanier" (Gümrükçü) diye lâkabı olduğunu burada öğremiş oldum.


Kırmızı
Başlıklı
Kız
Pilote Müzesi çerçevesi bağlamında baktık ki, bir çok sanatçı çizgiromanı hiç denememiş. Dostumuz Jean Ache sağolsun, artık o da hâlloldu ve bu ünlü acemilerin gerçekleştirdikleri deneme sayfalarını sizlere sunmaktan mutluluk duymaktayız. Eğer sizce bu çalışmalar başarılı ise bize bildirin, ne de olsa bu gençleri cesaretlendirmek lâzım.