25 Mart 2013 Pazartesi

Gammaz Yürek

The Tell-Tale Heart "Geveze (Gammaz) Yürek" Edgar Allan Poe'nun, ilk defa Ocak 1843'te James Russell Lowell'ın The Pioneer isimli dergisinde yayımlanan kısa öyküsüdür.

Poe'nun aklın karanlık yollarına nüfûz etmedeki başarısının güçlü bir örneği olan bu hikâye, takıntılı ruh haliyle işlediği cinayette bir anlamda 'haklılığına' bizi ikna etmeye çabalarken, öte yandan vicdanıyla çatışmak zorunda kalan canînin anlatısıdır.

Üzerinde çok tartışılmış ve pek çok farklı sinema eserine doğrudan kaynaklık etmiş ya da dolaylı esin kaynağı olmuş ve hattâ ortaöğrenim kitaplarına dahi girmiş bu hikâyeyi çoğumuz biliriz. Ama geçen hafta benim yaptığım gibi tekrar ele alıp benim deyimimle 'multimedya okuma' yapmanın tadını paylaşmak istersiniz belki diye küçük bir toparlama yaptım... Bir göz atalım;

Türkçe birden fazla çevirisini nette bulmak mümkün, hattâ 'fan' çevirilerini bile. Ben size yazar-çevirmen Aslı Akarsakarya'nın kendi blogunda yayınladığı çevirisini öneriyorum burada;
[ asliakarsakarya.wordpress.com/edgar allan poe/gammaz yurek ]
Ayrıca arzu ederseniz İngilizce ve bu Türkçe metnin .pdf hâli de şurada;

[ GAMMAZ YÜREK / TELL-TALE HEART .pdf ]

Çizgi uyarlaması olarak gotik deyince yine akla geleceği gibi Reed Crandall'ın Creepy sayı 3'de yayınlanmış çalışmasından söz etmek gerekiyor tabii. Bu versiyonun bizdeki eski Korku magazinlerde yayınlandığını hatırlamıyorum. Ama Lal Kitap'ın 2011 baskısı Creepy Korku Koleksiyon Serisi 1. ciltde Ayşe Karsel Zaimoğlu'nun çevirisiyle mevcut. Ayşe hanım neden "Öykü Anlatan Kalp" diye birebir çevirmiş başlığı bilemiyorum ama gerisi çok tatmin edici. Ayrıca Crandall'ın hikâyeye farklı ve sürprizli bir final çizme çabasına da dikkat çekmek lâzım.


Asıl önem arzeden çizgi uyarlama ise bence, Latin Amerikalı sanatçı Alberto Breccia'nın 1974 tarihli artistik çalışması; "El Corazon Delator". Hikâyenin hastalıklı ruhu üstad Breccia'nın kaleminde yeniden üslûplandırılmış. Çevirisini yapacaktım ki bir de baktım mr.yer6 arkadaşım epey evvel bu görevi bihakkın yerine getirmiş hem de şiirsel bir dille. Böylece nefis bir 'çizgide üslûplandırmanın sözel üslûplandırmayla takviyesi' ortaya çıkmış. Kendisinden aldığım izinle paylaşıyorum;

[ GAMMAZ KALP - BRECCIA mr.yer6 ]

Çizgi uyarlamada yine latin Amerikalı sanatçı Ricardo Villamonte'nin ve yine 1974 tarihli, Scream (Skywald) dergisindeki orijinal metne sadık çalışması görülmesi gereken bir örnek olarak duruyor.
Ayrıca;
Denny O'Neil ve Tom Palmer, Chamber of Darkness sayı 3 (1969),
Mike Golden, Marvel Classics Comics sayı 28'de (1977),
Rick Geary, Graphic Classics: Edgar Allan Poe (2004),
ve özellikle,
Richard Corben, Edgar Allan Poe's Haunts of Horror sayı2 (2013) denemesi dikkate değer.

Fazla söze gerek bırakmayacak bir paket oluşturan yukarıdaki çizgihikâyeleri bir arada inceleme imkânını alttaki bağlantıya tıklayarak bulabilirsiniz;

[ TELL-TALE HEART çr paket ]

Hikâyenin sinema uyarlamaları ise 10'dan fazla (uzunu, kısası, animasyonu...) Ama benim özellikle üzerinde durmak istediğim üç çizgifilm var.

1953 tarihli önemli bir çizgifilm, Ted Parmelee'nin yönettiği, James Mason tarafından seslendirilmiş olan ve İngiltere'de ilk x-rated çizgifilm olma vasfına sahip bir yapım.


Bir diğer çizgifilm ise Raul Garcia'ya Granada'da, 12. Uluslararası Genç Filmciler Festivali'nde En iyi İspanyol kısa filmi ve en iyi yönetmen dallarında ödül kazandıran 2005 tarihli ilginç yapım. Filmin özelliği, yukarıda sözünü ettiğim Alberto Breccia'nın çizgisinden ilham almış ve anlatıcı olarak da Bela Lugosi'nin 1940'larda yaptığı bir TV programındaki hikâyeyi okuduğu ses kaydının kullanılıyor olması. Garcia filmiyle ilgili şöyle diyor; "Yetişme çağımda beni etkilemiş olan tüm sanatçılara -Lugosi, Breccia, Hitchcock, Milton Canniff, Creepy ve Eerie korku dergileri- bir saygı duruşu, bir anlamda hepsi filmde temsil ediliyorlar."
(fragman)

Gregor Dashuber ve Annette Jung'un 2006 tarihli "Der Verrückte, das Herz und das Auge" (Gammaz Yürek ve Göz) da söz etmeden geçemeyeceğim bir diğer güzel çizgifilm. İşe mizah katarak konuyu ele alıyor, iyi de yapıyor.



Film listesi sıralamakla bitmiyor, onun için biz 'çizgilerde' bırakalım.
Ben bu yolculuktan çok şey öğrendim ve çok zevk aldım. İlginizi çektiyse siz de bir göz atın derim..

8 yorum:

  1. Poe benzer bir şablonu The Black Cat'te de kullanmış. Gammaz Kalp'teki göz, Kara Kedi'de kedinin gözü halini alır. GK'deki cesedin gömüldüğü döşeme KK'de duvar olur. Birincisinde suçluyu ele veren sadece kendinin duyduğu kalp sesi, ikincide kedinin duvar arkasından herkes tarafından işitilebilen miyavlamasıdır.

    Gammaz kalp'te işin içine dedilik unsuru katılmış olsa da Poe, vicdana, suçun yarattığı içsel rahatsızlığa gönderme yapıyor kanımca. Kara kedi'ye oranla daha derin simgeler yüklenmiştir Gammaz Kalp'e. Son bölümde delinin kendisini aklamaya çalışırken işlediği suçla övünmesi bir bakıma merdi kıptinin marifeti gibidir aynı zamanda.

    Netekim, harika derleme ve dolu dolu inceleme yazın için teşekkürler Stoktan.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet Kara Kedi ile paralellikler çok belirgin ve hoş. Yazarın finale yönelik bir perspektifinin olması buna yol açabilir herhalde. Aransa başka benzerlikler taşıyan hikâyelerine de rastlamak mümkün olabilir.

      Geçen sözkonusu olduğu için R.L. Stevenson'un Dr. Jekyll ve Mr. Hyde'ını tekrar okudum. Orada da görüldüğü gibi, ahlakî endişeler dönem yazarlarında çok yoğun şekilde farkediliyor. Zaten Jekyl-Hyde ilintisi tamamen ahlakî. Dinî endişeler yerini ahlakçılığa bırakmış, doğaüstü ilgiler de insanın gizemlerinin keşfine doğru yönelmeye başlamış. Aydınlanmanın yazar üzerinde gelişen etkileri açıkça gözlemlenebiliyor. Onun için bu vicdan meselesi de önemli bir faktör oluyor tabii.

      Gammaz Kalb'in belki de asıl ayırıcı tarafı, canînin bakışını göstermeye çalışıyor olmasıdır. O devir için özellikle sarsıcı bir yaklaşım. Ama yine de 'kural gereği' vicdan galip geliyor.

      Sil
    2. Jekyll ve Hyde'ı süperego ile id arasındaki çatışmanın bir yansıması olarak değerlendirmek yerinde olur. Toplumsal varlık olan insanın bu vasfının hayvansı gereksinimleri olan "insan"a yaptığı baskı sonucu oluşan kişilik bölünmesi öyküsü Dr.J ve Mr.H. Dönüşümü sağlayan iksir süperegoyu devre dışı bırakır bir bakıma. Öykünün iksir ile simgeleştirerek sunduğu şey toplumsal değerlerin ortalaması olarak da ifade edebileceğimiz "ahlak"ı baskılanması durumu olsa gerek. Belki de derin anlamları nedeniyle bu eserler ve yazarları nesiller boyu hatırlanmaya devam edecekler...

      Sil
    3. Tamamen öyle, üstelik kitabın yayınlandığı tarihte Freud henüz 30 yaşında (1886). Bildiğim kadarıyla söz konusu psikiyatri kavramları 20.yy'ın başlarında literatüre giriyor. Bu nedenle de Stevenson'un eseri dehasının bir yansıması olarak hâlâ göz kamaştırıcı. Tabi hiç es geçilemeyecek diğer yanı da edebî üslûbu. O romantik tarz başka bir şey.

      Bu noktada E. A. Poe'nun Stevenson'dan da, Freud'dan da önce yaşamış olduğunu hatırlamakta ve üstadın hakkını bir kere daha teslim etmekte fayda var.

      İyi bilimkurgu bilimin ufkunu genişletir. Bence bu büyük yazarlar da ruhbilimin ufuklarını açmışlar.

      Sil
  2. Bugün daha yeni holmesla ilgili bir kitap okurken bir bakayım diye girdim ve bammm poe benim için polisiyede özeldir.Zaten benim favorim agatha teyze,poe ve sherlok bunlar çağlarının ötesine ulaşan yazarların yarattığı harikalar.Tabii jul verne de bu kategoride sayılır.Hiç sıkılmadan bir kitap okumak için bu yazarlar birebirdir.Son yılarda grange gibi gerilim üstüne yeni ekol tarzda yazanlarda var.Ve ülkemizde ise osman aysu bir başkadır.Çr si yapılsa eminim satılır.
    Değerli dostlar umarım yazımla sizleri sıkmamışımdir.
    serdary67

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Bizden polisiye roman çıkmaz" yaklaşımıyla hiç yerli polisiye okumamıştım. Fakat bu alanda çok bereketli işler üreten bir kaç yazar çıktı birbiri peşi sıra. Georges Simenon'un 450 kitaplık rekorunu kıramazlar herhalde (hem de iyi edebiyattır her biri) ama yine de ciddi sayıda esere imza atmış mesela Osman Aysu. Merak etmeye başladım, okurum herhalde.

      Sil
    2. Polisiye zevk meselesi biraz. Yakınlarda, gödüşlerine değer verdiğim bir arkadaşımın ballandıra ballandıra anlatması üzerine Ahmet Ümit'i okumaya niyetlendiysem de, edebi zevkine değer verdiğim bir başka arkadaşımın aynı kitapları "ağaç katliamı" diye değerlendirmesine şaşırıp ötelemiş durumdayım bu okuma hevesimi... :)

      Sil
    3. Özellikle de türün güçlü örneklerini asıl kaynağından, batılı yazarlardan çok sayıda okuduktan sonra, yerli yazar bir de okuyanın edebî kaygılarını karşılamıyorsa tatmin olmak zor. Yine de meraktan, hiç değilse .pdf'lerine (varsa eğer) önce bir göz atmakta fayda var. :)

      Sil