Dylan Dog, fantezinin korku bucağında dedektiflik yaparken bazı bazı sürreel oluşumlara da dalmak zorunda kalır. Bunlardan biri de serinin 41 numaralısı, 'Golkonda!' (Golconda) adlı hikâye. Bir Sclavi & Piccatto üretimi. Golkonda Hindistan'da bir tarihî şehir. Londra'yla ilintisini hikâyede ve sonundaki açıklayıcı makalede bulabiliyoruz. Ayrıca Belçikalı sürrealist ressam René Magritte'in 1953'de yaptığı Golkonda adlı ünlü tablosu da (hemen aşağıda, sağdaki.) kaçınılmaz olarak senaryoya dahil olmuş ve makale içeriğinde bu da ayrıntılı şekilde açıklanmış. (Tabloyla ilgili olarak, Rufus Wainwright'ın [Across The Universe]'ini izlemeden geçmeyin.)
Gelelim geri kalanlara...
Aynı makalede Londra yakınındaki esrarengiz ormanın Golkonda'yla bağını kurarken (Blake & Mortimer'in) Profesör Philip Mortimer'den bir cümleyle söz edilmiş, gerisi yandaki sayfadaki fotograf karesine ve altındaki yine tek cümlelik açıklamaya bırakılmış. Halbuki 'Cottingley perileri' olarak tarihe geçmiş olan bu vak'a çok ilginçtir doğrusu.
Cottingley perileri, Elsie Wright ve Frances Griffits adlı İngiltere'de Bradford yakınlarında, Cottingley'de yaşayan kuzenler tarafından 1917'den başlayarak çekilen beş fotograflık bir dizidir. İlk fotografı çektiklerinde, Elsie 16, Frances ise 9 yaşlarındadır. Resimler yazar Sir Arthur Conan Doyle'un dikkatini çeker ve Doyle 1920'de bu konuda bir makale yazar. İşin hoş tarafı Sherlock Holmes'in yaratıcısı, aynı zamanda bir spiritüalist olarak bu fotograflara inanır ve şiddetle savunucusu olur.
Olay daha sonra küllenir ve ta ki 1978'de peri figürlerinin 'Princess Mary's Gift Book' adlı çocuk kitabındaki bir illüstrasyona olan benzerlikleri farkedilene kadar. Söz konusu kitap, çekilen ilk fotograftan iki sene önce, yani 1915'de basılmıştır.
1981'de ise, Elsie Wright bu skeçleri 'Princess Mary's Gift Book'den ilham alarak karton üzerine çizip keserek yaptığını itiraf eder. Frances Griffits ise, 1920'de çekilen ve daha belirsiz görüntüler içeren beşinci fotografın orijinal olduğunu iddia eder.
Bu olay üzerine bir de film var, yıllar önce seyrettiğim: [FairyTale: A True Story] (1997)... Harvey Keitel, Harry Houdini'yi, Peter O'Toole ise Sir Arthur Conan Doyle'u canlandırıyordu. (Houdini mevzuya nasıl dahil oluyordu inanın hatırlamıyorum, -gerçi onun da Conan Doyle gibi bir spiritualist olduğu bilinir- ama hoş bir film olduğu hatrımda.)
*Diğer fotograflar için [Sahtekârlıklar Müzesi]'ne bakabilirsiniz.
*Diğer fotograflar için [Sahtekârlıklar Müzesi]'ne bakabilirsiniz.
Kitapta gözden kaçırılmaması gereken bir gönderme (veya esinlenme) de Terry Gilliam'ın önemli başyapıtı, bir Kafkaesk komedi diyebileceğimiz ['Brazil']e... Bürokrasinin mabedi Bilgi Bakanlığını Harry Tuttle (Robert De Niro) ile birlikte berhava ettikten sonra, tüm çevreye yağmur gibi yağan evrak, kağıtlar Tuttle'ı yavaş yavaş sarar ve yok eder. Bürokrasi-birey ilişkisini bu nefis sembolizmle eleştirir Gilliam. Bu unutulmaz sahneye bir selam duruş da Sclavi'den gelmiş ve aynı ilişkiyi para-insan arasında kuran bir pasajı hoş bir şekilde sayfalar arasına yerleştirmiş.
Hâl böyleyken, yâni italyanlar bu şekilde 'alıntılamalara-göndermelere' ve bu surette entellektüel birikimimizi sınamaya devam ettikçe bana ve arkadaşım Mr.Yer6'ya daha yazacak çok şey çıkar.






