21 Haziran 2014 Cumartesi

Largo İstanbul'dayken...

Largo Winch, Belçikalı ünlü çizgiroman yazarı Jean Van Hamme ve yine Belçikalı çizer Philippe Francq tarafından yaratılmış ve ilk sayısı 1990'da yayınlanmış çok bilinen bir seri. 18'inci kitabı 2012'de yayınlandı.

Serinin ilk kitabı olan "L'héritier", bizim açımızdan tam bir "Midnight Express" rüzgârı. 78'de çekilen filmin 12 yıl sonra etkisi hâlâ sıcak. Hukuk ve idarî sistemimizin cumhuriyetin başından beri demokratik bir seviyede hiç olmadığını biz de biliyoruz ama başkasının bunu oryantalist bir gözle, sanki bir muz cumhuriyetinden bahseder gibi yüzümüze vurmasına da pek tahammül gösteremiyoruz yine de. Eserin sinema uyarlamasında (2008) ise gazabımızdan mı korktular her ne ise, İstanbul faslını Brezilya'ya taşımışlardı hatırlarsanız. Bu sayede ikinci bir "Geceyarısı Ekspresi" vak'ası yaşamamış olmuştuk.

Bunun yanısıra Bu kitaptaki İstanbul çizimlerinin kalitesini taktir etmeden geçmek olmaz. Zaten konu başlığımızın nedeni de o.

* Serinin ilk on kitabı, iyi bir çeviri ile forumlarda paylaşılmıştı. Okumamış olanlar oralara bakabilir ve Largo İstanbul'dayken neler yapmış görebilirler.

11 yorum:

  1. sevgili dostum largonun ilk 15 sayısı burda mevcut dileyen ilk 10 çevrilmişten sonrasını burdan bakabilir.
    http://avaxsearch.net/avaxhome_search?q=largo+winch&commit=Go
    serdary67

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler Serdar bey, ilgilenenlerin dikkatine...

      Sil
  2. Bildiğim kadarıyla çeviriler İngilizce versiyonlarından yapılmıştı. İngilizce versiyonlar da -yanlış hatırlamıyorsam- yine amatörlerin taraviri faaliyeti (scanlation) sonucu ortaya konmuş çalışmalardı. Yani Türkçeye aktarılırken bir "versiyon kaybı" sözkonusu olmuştur diye düşünüyorum. Bu tür kalite çıtası yüksek yayınları neden basmaz bizim yayıncılarımız diye de hayıflanıyorum..

    Hatırlatmalar için teşekkürler Süheyl..

    Bu arada, blog işleyişinde bir sorun mu vardı bilmiyorum, ama bundan önceki iki konu başlığına yazdığım yorumlar, system error ibaresiyle bloga aktarılmadı. Umarım gel-geç bir sorundur, belki de benim browserden kaynaklanıyordur.. Neyse.. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, dediğin gibi İngilizce amatör çeviridendi sanırım. Ona da fit oluyoruz bazen, yeterki düzgün olsun. Yayıncıların böyle bir eseri ıska geçmesi de gerçekten üzücü. Satış garantisi olan hem de böyle kaliteli bir işi yayınlamayıp da neyi yayınlayacaklar anlamak mümkün değil.

      Yorumlarının önceki başlıklarda boşa gitmesine üzüldüm. Zaman zaman Google Blogger'da çalışmalar yürütüyor ve bu tür hatalar gerçekleşebiliyor. Büyük ihtimalle öyle bir şeydir. Benim bu ihtimale karşı tedbirim, yorumu önce notepad'de yazmak ya da yayınlamadan önce copy yapmak. Hiç değilse aynı metni daha sonra tekrar kullanma şansı oluyor. :)

      Sil
  3. Ben de Stoktan mekanı yorumlara mı kapattı diye aklımdan geçirmeye başlamıştım...:)

    İstanbul'dan yolu geçen her çizgiromanda az veya çok bir Batılı kibri ve kendini beğenmişliğini hissediyoruz.

    Bir dönem Hippi gençliğinin modern yaşamdan sıkılıp Katmandu'ya uzanan mistik yolculuğu çıkması gibi, çizgiromancılar da uçan halılarına binip arada Yunanistan'ı da dahil ettikleri bu arkabahçelere, satır aralarına sıkıştırdıkları kurum, yaşam, çevre ve insan olgusunu karikatürize ederek kendilerini de tüm ihtişamlı halleriyle yücelterek hayali yolculuklar yapıyorlar...

    2013 yılı yayını 'Derive Orientale' nin bir kısım çizimlerini inceleme imkanım oldu. Elbette Galata köprüsünün olmazsa olmazıdır amatör balıkçılar, ama 1937 yılı İstanbul'u için bu yoğun olta trafiği yorumu bana enteresan geldi. :)

    http://i60.tinypic.com/mtkz2v.jpg

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Blogger iyileştirme faaliyetlerine siz de takılmışsınız anlaşılan :). Google'ın bu çalışmaları aralıksız sürecek gibi zira yapılacak her zaman çok şey var olacak.

      Hakikaten de batılı elinden çıkma olup da o kibri hissetmediğimiz pek az eser var. Zaten bu nedenle etiketlerde "İstanbul'a oryantalist bakışlar" ve "Çizgiromanda İstanbul" gibi bir ikileme gitme gereği hissettim, az da olsa bu sorunu taşımayan işler ayrılabilsin diye.

      Oryantalist bakışta her zaman biraz "sosyal Darwinizm" kokusu almışımdır. Ayrıca biraz da psikolojik boyutu olduğunu düşünürüm hep; "öteki"ni küçümseyerek kendini daha iyi hissetme hâli gibi... Kolay kolay da tükenebilecek bir durum gibi görünmüyor, hele iki dünya arasındaki ekonomik ve sosyal refah dengesizliği de sürdükçe.

      Bu arada İstanbul etiketi için geçende yaptığınız "Kara Böcek" katkısından sonra "Derive Orientale" iyi geldi çünkü benim elimdeki materyal tükenmişti bu hususta. Böylece iki yeni başlık daha ekleme şansı doğdu. Tekrar teşekkürler.

      Sil
  4. "ÇR'da İstanbul" başlığı için arşivimden E-postanıza 1991 yılı bir bande dessinée yayını gönderdim. Üçüncü bir başlık olarak dilerseniz sıraya alabilirsiniz. :)

    Camiler, sokaklar, tarihi mekanlar, yani bol İstanbul manzaralı... :) Hikaye Nisan 1914'te geçiyor ama çizimler sanırım yayın tarihine yakın bir zaman dilimi fotoğraflamaları referans alınarak çizilmiş. Çizimler oldukça iyi, ilginizi çekecektir.

    Ha, ben bol İstanbul manzaralı dedim ama onlar yani yazar-çizer ve yayınevi takımı sanırım telaffuzunda zorlandıklarından "Constantinople" demeyi daha uygun görmüşler. :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Henüz gelebilmiş değil. Dosya çok mu büyüktü acaba?

      Sil
  5. e-postanın gitmediği raporunu görünce tekrar kontrol ettim "...superonline.com.biz" uzantılı posta adresinde problem var sanırım. Şimdi diğer adrese gönderdim, sanırım gelmiştir.


    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tamam, bu sefer aldım, çok hoş bir hikâye ve incelenecek çok materyal içeriyor hakikaten. Teşekkürler.

      Bu arada, .biz sonekli posta adresine nereden eriştiniz, onu merak ettim doğrusu? :)

      Sil
  6. Profilinizdeki e-postaya, sonrada özelliklere tıklayıp çıkan iki adresin ilkini kopyaladıydım. :) ama şimdi aynı işlemi yaptığımda "biz" uzantılı adresi göremiyorum, enteresan değil mi? :))

    Neyse işi hallettik, yanlış hesap Bağdat'tan döndü. :)

    YanıtlaSil