28 Nisan 2013 Pazar

Çizgiroman ve Sinema Üzerine - Jodorowsky

John  Difool - Moebius
"Kimilerinin düşündüğünün aksine, ben çizgiroman ve sinemanın birbirinden tamamen farklı iki sanat formu olduğunu düşünüyorum. Genellikle çizgiromancılar sinema yapmak isterler ama ben film çekmiş biri olarak çizgiroman yazmayı daha fazla tercih ediyorum. Sadece çizgiromanlarda yapmak istediğinizi tam olarak gerçekleştirebilirsiniz. Orada, yazarsınız, yönetmen, kameraman, editörsünüz, oysa sinemada "otörler"* çağının bittiğini düşünüyorum. Yapımcılar ve stüdyolar çok güçlüler ve gerçek sanatçı, filmlerde kendini tamamen özgür olarak ifade edemez artık.

Her zaman bir çizgiroman hikâyesini bir canlı-aksiyon filme uyarlamanın hata olduğunu hissetmişimdir. İkisi sadece yüzeyde benzer görünürler ama özünde birbirlerinden tamamen farklıdırlar. Örnek olarak, Moebius'un resimlediği Dune* senaryom, müthiş bir film ama korkunç bir çizgiroman olurdu. Film kurgulamanın, çizgiroman hikâyelemesiyle hiç ilgisi yoktur. Film harekettir. Çizgi ise hareketsizlik. Çizgi hareketsizlikten hareket yaratır. Çizgiromanın kabiliyeti, okuyucuyu hareket yaratmaya zorlamasıdır. Filmler ise aksine, izleyici tarafından mutlak bir hareketsizlik ve dikkat gerektirir. Bir sanat dalında başarılı bir yaratıcı olmak, pek nadiren bir başkasında da aynı başarıya sahip olacağınız anlamına gelir."
INCAL (1981-1989) için hikâye notlarından, Alexandro Jodorowsky.


Paul Atreides - Moebius
* Otör (auteur) sineması, film üzerinde her yönüyle yönetmenin kontrolünün olduğu, (yazan, yapan, yöneten, vs), filme tam anlamıyla yönetmenin kendi yaratıcı üslubuyla damgasını vurduğu sinema anlayışı. Bugün için kalan pek az örnekten biri olarak Tarantino'yu göstermek mümkün.

* Dune Frank Herbert'in ünlü bilimkurgu romanı. 1975'de Jodorowsky'nin yönetiminde film çalışmalarına girişilmiş, yine Jodorowsky'nin yazdığı ondört saatlik senaryonun 'story-board'unu ve karakter çalışmalarını Moebius, çeşitli tasarımlarını H. R. Giger ve Chris Foss başlatmış, müzikleri için Pink Floyd'la anlaşılmıştı, Baron Vladimir Harkonnen'i Orson Welles canlandıracaktı ama sonunda proje iptal edildi. Filmin hikâyesi üzerine çekilen bir belgesel 2013, mayısında yayınlanıyor; [ Jodorowsky's Dune ]

İlginç şekilde, Incal ve Dune, spiritual güçler teması çerçevesinde irtibatlıdırlar. Jodorowsky'nin hindû spiritualizmiyle ilgisi ve spiritual guru olduğu da bilinen bir gerçek. Aynı şekilde, daha sonra 1984'de Dune'u çeken David Lynch'in de Transandantal meditasyon ile yoğun ilgisinin olduğunu hatırlarsak, bu iki çok yönlü sanatçının benzer sularda kürek çektiklerini de söylemek mümkün.

Daha önce yayınladığım Jodorowsky'nin çizgiromanda Amerikan endüstrileşmesiyle ilgili sert politik karşıtlığını sergilediği Frank Cappa önsözünü hatırlayacaksınız. Yukardaki notlarda da bunu bir başka boyutta, endüstrileşen sektörle birlikte Otör sinemasının son buluşuyla ilgili düşüncelerinde yansıdığını -o kadar sert ifadelerle olmasa da- görüyoruz. Sanatçının bu yaklaşımı, önemli ve unutulmaması gereken gerçekleri vurgularken, değişen koşullar altında, farklı boyutlarıyla da tartışılmayı gerektirdiğini hatırlamak lâzım.

23 Nisan 2013 Salı

Hemen Her Zaman - Berardi & Milazzo



Berardi & Milazzo


Epey önce bir yerlerde ilk karesini görüp etkilenmiş, ne olduğunu araştırmıştım. Dört adet Tom's Bar hikâyesinden, 1977'de Il Giornalino'da yayınlanan ilki... Daha sonra bir araya getirilip kitaplaştırılmış ve Tom's Bar adı altında siyah-beyaz olarak basılmış. 

Çevirmek için renkli orijinalini tercih ettim. Yandaki renksiz sayfa ise, söz konusu kitaptan alınmış olup, orijinale göre iki ilâve kare içermektedir. Karşılaştırmak isteyebilirsiniz.

Hikâyeyi orijinal tarama boyutlarında okumak isterseniz, indirebilirsiniz;


19 Nisan 2013 Cuma

Bram ve Ben'in son zamanları'nda Kapalı Çarşı

Image'in 2013 ocağında yayınladığı 'The End Times of Bram and Ben' adlı dört sayılık mini dizide, olaylar hızlı gelişiyor ve daha ikinci sayfada yeryüzünde insanların (her nedense İstanbul hariç) ortadan kaybolmaya başladıklarına şahit oluyoruz. Bram kısa zamanda geri geliyor ve bir evrak hatası yüzünden cennete gittiğini ve daha sonra geri gönderildiğini anlatıyor Ben'e. Üstelik cennetin sanıldığı gibi bir yer olmayıp, bir sürü yaşlı, şişman çıplak insanla dolu berbat bir yer olduğunu söylüyor... Tabi bu arada geri dönen bir çok insanın bazısı da cehennemden gelmektedir...

Bu minval üzre gelişen hikayeyi Avrupa kökenli yeni nesil bir sanatçı, Rem Broo çizmiş. Tarzı (doğal olarak) avrupaî denebilecek genç sanatçının, yine Image Comics yayını Chew'in çizeri bol ödüllü (Eisner de dahil) Rob Guillory'den de etkilenmiş olduğunu söyleyebiliriz.

İşin  aslı, bu tanıtımla amaç, hem bir kitap hem de kitaptaki bütün dünyada kaybolmalar sürerken, herkesin her şeyi birbirine denk, heyecansız sıradan yaşamını sürdürmeye devam ettiğinin ifade edildiği  İstanbul karesini sizlerle paylaşmak istemiş olmam.

Türkçeden çevrildiği dipnotla ifade edilen mini diyalog, durumdan etkilenilmediğinin hoş ifadesi;
     - "Ee... Bugün ilginç bir şey var mı?"
     - "Hayır"

Evet, eğer bu tarz temalardan hoşlanıyorsanız, göz atılabilecek bu eğlenceli hikâyenin çizeri Rem Broo'nun Kapalı Çarşı algısı...

15 Nisan 2013 Pazartesi

Gizli Tarih Kitabı'nda Fener İskelesi

Geçenlerde, 'Secret History Book' dizisini okumaya başlamadan önce bir elden geçirip incelemiştim. Tarihi olayları fantastik bir boyutta ama mümkün olduğunca ciddî ele alan, şimdilik 20 kitaba erişmiş çizgidizide iki kitapta birer sayfalık İstanbul faslı ile karşılaştım. İlginç tarafı, her ikisinin de Fener iskelesi merkezli olması. çizimlerde göreceğiniz gibi, çatı formuyla dikkat çeken yapıyı araştırabildiğim kadarıyla bu tarz bir kırma ile varolduğu bir dönem bilgisine ulaşamadım. Çizer Igor Kordey'e ulaşabilsem ona soracaktım bu çizimin nereden kaynaklandığını, ama o da mümkün değil.

Söz konusu sayfalar ve yer aldıkları kitaplar şöyle;

The Secret History Book 8 - Seven Pillars of Wisdom

(Bilgeliğin Yedi Sütunu): Thomas Edward 'Arabistanlı' Lawrence tarafından yazılmış, I. Dünya Savaşı esnasında Arapların Osmanlı'ya karşı başkaldırı hareketinin ve bu hareketteki İngiliz rolünün anlatıldığı otobiyografik, tarihi eser.
Çizgiroman da ilhamını ondan alıyor olmalı, olayın geçtiği tarih 1908 gibi. (Henüz bu sayıyı okumuş değilim, tereddüt içeren ifadem bundandır.)

The Secret History Book 13 - Twilight of the Gods

(Tanrıların Alacakaranlığı): Mitolojide tanrılarla devlerin savaşı olarak da geçen, bir çok sanatsal ürüne ilham kaynağı olmuş hadise.
Bu kitaptaki söz konusu sayfadaki olayın tarihi görülüyor zaten; 1945.



Büyük ihtimalle hayâl ürünü diyeceğim ama yine de önce bir sorayım: Bir fikri olan var mı acaba?

9 Nisan 2013 Salı

Frank Cappa Brezilya'da - Manfred Sommer

Frank Cappa Brezilya'da
(Frank Cappa en Brasil)

"Jangada"
"Karnaval"
"Av"

Manfred Sommer
1981

Yirminci yüzyılın en önemli çizgiromancıları, bütün o Amerikalılar, Will Eisner, Hogarth, Stan Drake, Alex Raymond, Milton Canniff, Alex Toth'lar arasında İspanyol Manfred Sommer önemli bir yer kaplar. Ama diğerleri, endüstriyel sanatın kurallarına uyarak, Süpermenler, Tarzanlar, Mandrakeler, Flash Gordonlar,  demokrasi kılığında bir diktatörlüğün hizmetinde askerler, siyasi bilinçten mahrum hafiyeler üretirken, Sommer savaş dehşetinin bilinçli muhabiri Frank Cappa'yı yaratabildi.

Bir ropörtajında şunları söylüyordu: "Benim için Frank Cappa'yı yaratmak hayatî bir zorunluluktu. Acı veren haberler izliyordum Nikaragua, Kongo, Vietnam'daki olup bitenler üzerine, oralarda olsaydım eğer diye düşünüyordum, bir kahraman olamazdım, bir şey değiştiremezdim, acı çekecek ve düşünecektim. O zaman ben de kimseyi öldürmeyen ama orada olan, tehlikede, vahşetin dünyasını anlatan bu haber fotografçısını yarattım."

Sommer büyük bir psikolojik derinlikle birlikte toplumsal bir bilince sahipti. İki temel kaygı arasında yaşamıştı; yaşam ve ölüm. Onun derin sesini duyabiliyorum, bağırsaklarından ve kalbinden gelen bir ses, şöyle diyor "Ebeveynlerimizden miras olarak, büyük birikmiş kitle halinde bir çöp devraldık, adına toplum dediğimiz. Doğduğumuzda bir de nadir olarak tatmin edilebilen bir önderlik arzusu devraldık. Biri ve diğeri arasında insanoğlu, kaçmak istediği düşkırıklıkları biriktiriyor. Kimi alkolle, kimi haplarla. Ve bir ölümü arayan gençler yüzdesi. Onlardan biriydim, gençken başladım ölüm fikriyle flört etmeye. Benim intihar formülüm, her gece Barselona'dan Begas'daki yazlığıma giderken viraj dolu, şeytanın ağzı gibi karanlık, kötü dağ yollarında her seferinde hızımı artırmak üzerine kendimle girdiğim bir iddia şeklinde gerçekleşiyordu. Bir keresinde ölüm bir virajda kamyon şeklinde görünmüştü. Birden farkettim ki bu yararsız ve saçma bir çözümdür. Kendimi son anda kurtarabildim. O an bütün hayatımı değiştirdi ve o zamandan beri sevgi duyguları ve hattâ insana ilişkin kavrayışlar topluyorum. Hayatın bana sunduklarının her ânını emmek mutlak bir gereklilik sadece." Onun haber fotografçısının mükemmel bir tanımıdır bu. Atletik bir adam, kaba bir nakavt etme imkânına sahip, ama barışçıl, esasen tarafsız, ne şampiyon, ne kahraman, önyargısız, şoven olmayan, her şeyden önce özgürlüğü amaçlayan. Kendisini avlayıp yemek isteyen bir yamyamla dostça ilişki kurabilen, kız ve erkek kardeş ensestini yargılamayabilen, intihar etmek isteyen bir kadına mutluluk vermeye çalışan yüksek bilinçli bir adam. Sommer, sayfalarının her satırında Cappa'dır.
...
Alejandro Jodorowsky
(Frank Cappa'ya yazdığı önsözden.)






4 Nisan 2013 Perşembe

Kafası Kesik Tavuk - Quiroga, Trillo, Breccia

Kafası Kesik Tavuk
"La gallina degollada"
Horacio Quiroga
1925

çizgi uyarlama: Carlos Trillo
çizen: Alberto Breccia
1975

çeviri: SToktan

"Mazzini-Ferraz çiftinin geri zekâlı oğulları bütün gün boyunca avluda bir bankın üzerinde otururlardı. Dudakları arasından sarkan dilleri, aptal gözleri vardı ve ağızları açık kafalarını sallar dururlardı.
Toprak zeminli avlunun batı yanı bir tuğla duvarla kapatılmıştı. Paralelinde beş metre ötedeydi bank ve gözleri tuğlalara sabitlenmiş, kımıldamadan otururlardı hep orada. Güneş alçalır, duvarın ardında gözden kaybolurken, aptalların eğlencesi de tamam olurdu. Körleştirici ışık önce dikkatlerini cezbeder, yavaş yavaş gözleri canlanmaya başlar, sonunda da yüksek sesle kahkahalar atarlardı, aynı endişeli neşeyle karışık, sanki yiyecekmiş gibi hayvanî bir sevinçle güneşi izlerken.
......"

Horacio Quiroga
Horacio Quiroga'nın aynı adlı kitabında yayınlanan ve latin Amerika'da kült haline gelmiş bir öykü bu. Quiroga Uruguaylı bir şair, oyun ve kısa hikâye yazarı. E. A. Poe, Rudyar Kipling ve Guy de Maupassant'dan etkilendiği söylenen yazar, doğanın görünen sükûneti ardında gizlenen vahşet ve korkuyu olağanüstü bir hassasiyetle damıtarak anlatmasıyla dikkat çekiyor. Uruguay doğumlu olmasına rağmen hayatını kuzey Arjantin'de geçiren Quiroga'nın, eserleriyle yine latin Amerika'nın güçlü kalemleri G. G. Márquez ve Julio Cortázar'ı da etkilemiş olduğundan bahsediliyor. -Ancak buna karşılık ülkemizde yayınlanmış hiç bir çalışması bulunmuyor.

Benim onunla karşılaşmam, Trillo'nun uyarlamasından yola çıkarak Alberto Breccia'nın çizdiği aynı adlı küçük acaip eser sayesinde oldu. Hâl böyleyken ikisini bir arada ele almak da kaçınılmazlaştı. Böylece yazarın ilk Türkçe çevirisi ve ekinde Breccia'nın kaleminden çizgi uyarlamasını içeren bu kitapçık .pdf formatında ortaya çıktı.

Latin Amerika ülkelerinde neredeyse Mona Lisa gibi maskara edilene kadar mıncıklanmış bir eser Kafası Kesik Tavuk. Nette bir tararsanız, parodilerine, bir sürü amatör video çalışmalarına varana kadar, çok sayıda malzemeyle karşılaşabilirsiniz.

Carlos Trillo - Alberto Breccia
Yine Trillo-Breccia ortak çalışması da bunun paralelinde çok tanınan bir iş. Carlos Trillo'nun belli vurgularla süzüp çıkardığı senaryo, Alberto Breccia'nın yine çok farklı bir çizgi anlayışıyla kaleme aldığı bir başka kısa çizgihikâyeye dönüşmüş.


[ KAFASI KESiK TAVUK ]

30 Mart 2013 Cumartesi

Korku - Breccia

Korku (Miedo)
Alberto Breccia
1973

"Alberto Breccia meslektaşı Hugo Pratt'ın sahip olduğu başarı ve şöhretle hiç tanışmadı ve teşvik görmedi, hakkında sayısız deneme, biyografi, sanat kitapları yazılmadı. Eleştirmenler bugün Breccia'nın yeteneğini ve çizgiroman dünyasına önemli etkisini tereddütsüz takdir ediyorsa da, yaklaşımları oldukça saygılı bir mesafeyle ve belli bir korkuyla oluyor. Ona uzaktan hayranız, ama onu okuyan ve seven izleyicileri ne yazık ki hâlâ çok sınırlı."

Böyle deniyor, hakkında yapılmış bir bibliyografi çalışmasında Alberto Breccia için. Geçen hafta 'Gammaz Kalp' ile tadı damağımda kalan sanatçının bir küçük çalışmasını da ben hazırladım. Aksilik olmazsa bir diğeri de sırada.

25 Mart 2013 Pazartesi

Gammaz Yürek

The Tell-Tale Heart "Geveze (Gammaz) Yürek" Edgar Allan Poe'nun, ilk defa Ocak 1843'te James Russell Lowell'ın The Pioneer isimli dergisinde yayımlanan kısa öyküsüdür.

Poe'nun aklın karanlık yollarına nüfûz etmedeki başarısının güçlü bir örneği olan bu hikâye, takıntılı ruh haliyle işlediği cinayette bir anlamda 'haklılığına' bizi ikna etmeye çabalarken, öte yandan vicdanıyla çatışmak zorunda kalan canînin anlatısıdır.

Üzerinde çok tartışılmış ve pek çok farklı sinema eserine doğrudan kaynaklık etmiş ya da dolaylı esin kaynağı olmuş ve hattâ ortaöğrenim kitaplarına dahi girmiş bu hikâyeyi çoğumuz biliriz. Ama geçen hafta benim yaptığım gibi tekrar ele alıp benim deyimimle 'multimedya okuma' yapmanın tadını paylaşmak istersiniz belki diye küçük bir toparlama yaptım... Bir göz atalım;

Türkçe birden fazla çevirisini nette bulmak mümkün, hattâ 'fan' çevirilerini bile. Ben size yazar-çevirmen Aslı Akarsakarya'nın kendi blogunda yayınladığı çevirisini öneriyorum burada;
[ asliakarsakarya.wordpress.com/edgar allan poe/gammaz yurek ]
Ayrıca arzu ederseniz İngilizce ve bu Türkçe metnin .pdf hâli de şurada;

[ GAMMAZ YÜREK / TELL-TALE HEART .pdf ]

Çizgi uyarlaması olarak gotik deyince yine akla geleceği gibi Reed Crandall'ın Creepy sayı 3'de yayınlanmış çalışmasından söz etmek gerekiyor tabii. Bu versiyonun bizdeki eski Korku magazinlerde yayınlandığını hatırlamıyorum. Ama Lal Kitap'ın 2011 baskısı Creepy Korku Koleksiyon Serisi 1. ciltde Ayşe Karsel Zaimoğlu'nun çevirisiyle mevcut. Ayşe hanım neden "Öykü Anlatan Kalp" diye birebir çevirmiş başlığı bilemiyorum ama gerisi çok tatmin edici. Ayrıca Crandall'ın hikâyeye farklı ve sürprizli bir final çizme çabasına da dikkat çekmek lâzım.


Asıl önem arzeden çizgi uyarlama ise bence, Latin Amerikalı sanatçı Alberto Breccia'nın 1974 tarihli artistik çalışması; "El Corazon Delator". Hikâyenin hastalıklı ruhu üstad Breccia'nın kaleminde yeniden üslûplandırılmış. Çevirisini yapacaktım ki bir de baktım mr.yer6 arkadaşım epey evvel bu görevi bihakkın yerine getirmiş hem de şiirsel bir dille. Böylece nefis bir 'çizgide üslûplandırmanın sözel üslûplandırmayla takviyesi' ortaya çıkmış. Kendisinden aldığım izinle paylaşıyorum;

[ GAMMAZ KALP - BRECCIA mr.yer6 ]

Çizgi uyarlamada yine latin Amerikalı sanatçı Ricardo Villamonte'nin ve yine 1974 tarihli, Scream (Skywald) dergisindeki orijinal metne sadık çalışması görülmesi gereken bir örnek olarak duruyor.
Ayrıca;
Denny O'Neil ve Tom Palmer, Chamber of Darkness sayı 3 (1969),
Mike Golden, Marvel Classics Comics sayı 28'de (1977),
Rick Geary, Graphic Classics: Edgar Allan Poe (2004),
ve özellikle,
Richard Corben, Edgar Allan Poe's Haunts of Horror sayı2 (2013) denemesi dikkate değer.

Fazla söze gerek bırakmayacak bir paket oluşturan yukarıdaki çizgihikâyeleri bir arada inceleme imkânını alttaki bağlantıya tıklayarak bulabilirsiniz;

[ TELL-TALE HEART çr paket ]

Hikâyenin sinema uyarlamaları ise 10'dan fazla (uzunu, kısası, animasyonu...) Ama benim özellikle üzerinde durmak istediğim üç çizgifilm var.

1953 tarihli önemli bir çizgifilm, Ted Parmelee'nin yönettiği, James Mason tarafından seslendirilmiş olan ve İngiltere'de ilk x-rated çizgifilm olma vasfına sahip bir yapım.


Bir diğer çizgifilm ise Raul Garcia'ya Granada'da, 12. Uluslararası Genç Filmciler Festivali'nde En iyi İspanyol kısa filmi ve en iyi yönetmen dallarında ödül kazandıran 2005 tarihli ilginç yapım. Filmin özelliği, yukarıda sözünü ettiğim Alberto Breccia'nın çizgisinden ilham almış ve anlatıcı olarak da Bela Lugosi'nin 1940'larda yaptığı bir TV programındaki hikâyeyi okuduğu ses kaydının kullanılıyor olması. Garcia filmiyle ilgili şöyle diyor; "Yetişme çağımda beni etkilemiş olan tüm sanatçılara -Lugosi, Breccia, Hitchcock, Milton Canniff, Creepy ve Eerie korku dergileri- bir saygı duruşu, bir anlamda hepsi filmde temsil ediliyorlar."

Gregor Dashuber ve Annette Jung'un 2006 tarihli "Der Verrückte, das Herz und das Auge" (Gammaz Yürek ve Göz) da söz etmeden geçemeyeceğim bir diğer güzel çizgifilm. İşe mizah katarak konuyu ele alıyor, iyi de yapıyor.


Film listesi sıralamakla bitmiyor, onun için biz 'çizgilerde' bırakalım.
Ben bu yolculuktan çok şey öğrendim ve çok zevk aldım. İlginizi çektiyse siz de bir göz atın derim..

"Tell Tale Heart", Bernie Wrightson (Tuval üzerine yağlıboya)

19 Mart 2013 Salı

Frank Cappa Brezilya'da 2 - Manfred Sommer

Frank Cappa Brezilya'da
(Frank Cappa en Brasil)
2. hikâye, "Karnaval"
1981
Manfred Sommer

"Bir keresinde bir kız İskandinav ya da Hollandalıya benzediğini söyler ona. “Sarışın olduğum için mi” diye sorar o da. “İspanya ve İtalya'da da mavi gözlü sarışınlar var. Hattâ Rus, Fransız, İngiliz, Alman, Yahudi de olabilirim... hepsi mümkün. Adım Frank. Yazar ve gazeteciyim. Kanada pasaportum var ama nereli olduğumu gerçekten ben bile bilmiyorum...”

Sadece Manfred Sommer’in kendini Avrupa’nın tartışmasız en önemli çizgiroman ustalarından biri olarak kabul ettirmesini sağlayan değil, aynı zamanda yarattığı en önemli karakter olan Frank Cappa’nın da ruh halini anlayabilmek için, buradan başlamanız gerekir, kısa olduğu kadar dokunaklı, “Karnaval” adlı bu öykünün sayfaları arasında yeralan bu diyalogdan."

...diyor “Mercanti Di Schiavi” (Köle Tüccarları) adlı Manfred Sommer çizimi Tex için, sanatçıyla yaptıkları “Manfred Sommer: Frank Cappa Adına” başlıklı söyleşilerinin girişinde Mario Faggella ve Graziano Frediani...

[ FRANK CAPPA BREZiLYA'DA ] 
(Kitap tamamlandığı için, bölüm bağlantıları kaldırılmıştır)

İki küçük bilgi notu;
* Bölüm önlerindeki yağlı boya resimler Sommer'e ait çalışmalardır. Sanatçı 90'larda kendini iyiden iyiye resim yapmaya vermişti. Manfret Sommer'in kariyerinde çizgiromanın paralelinde ayrı bir öneme sahipti resim.
* Portekizce kelime ve cümlelerin altyazılarını ben ekledim. Orijinal baskıda bu açıklamalara gerek görülmemiş doğal olarak, çünkü İspanyolca bilen birisi için anlaşılamayacak sözler değil.

15 Mart 2013 Cuma

Bogie Denen Adam


The Bogie Man
yazanlar: John Wagner, Alan Grant
çizen: Robin Smith
08.1999 
Aksoy Yayıncılık 
224 sayfa

Bogie Denen Adam'ı 12 yıl kadar gecikmeyle okuyup ve kendime "Neredeydi benim aklım şimdiye kadar ulan!" dedikten sonra, sıradan koleksiyoncu yaklaşımıyla başlamıştım toplamaya. Zor oldu ama farklı versiyonları da dahil yayınlanmış dört ayrı Bogie Man serüvenine eriştim. Böylece sonuncusu hariç üçünü bir solukta okumuş oldum. Diğerini de yakındır halletmem, darısı başınıza.

Yani demem o ki, çok sevdim. İngiliz mizahından hoşlanan (ve hâlâ bu kitabı okumamış olan) ÇR severlere Aksoy'un yayınını şiddetle tavsiye etme gereğini hissederek, kısaca bir de açıklayayım. Ağır kişilik bozukluğu sorunuyla tedavi altında tutulan ve kendini Bogard, daha doğrusu Bogard'ın dedektif karakterleriyle özdeşleştiren bir kişinin hastahaneden kaçarak Glasgov sokaklarını birbirine katmasının matrak hikâyesi. Çeviri akıllıca davranılarak Mehmet Harmancı'ya emanet edilmiş. Kitap Bogie'nin dört hikâyesinin ilk ikisini içeriyor.

'Toplama' sürecinde kronolojisi içerisinde yer alan bir ayrıntı dikkat çekiciydi. Aşağıdaki yayınlanma listesinde de fark edildiği gibi, Aksoy baskısındaki 2. hikâye ilk olarak Toxic! adlı dergide 'The Chinese Syndrome' adıyla Cam Kennedy tarafından çizilmiş ama nedense, bitirilemeden 'bitmiş' gibi yapılarak iki sayı sonra 3. hikâyeye 'Manhattan Project'e geçilmiş, tabii Robin Smith çizgileriyle. Bu durumda Kennedy ile kavga çıktığı düşünülebilir doğal olarak.

Bundan kısa süre sonra 1993'de ise Tundra Publishing, aynı hikâyeyi Chinatoon olarak, silbaştan Robin Smith'e çizdirerek kitap halinde yayınlamış. Bu iki yetenekli çizerin hoş bir aynı sayfa metnini ayrı çizimleriyle size örnekleyeyim dedim, renklisi Cam Kennedy. (bkz. şekil 2 ve 3)

 




Robin Smith'in çizgileriyle, John Wagner ve Alan Grant gibi iki önemli İngiliz yazarın kaleminden çıkma bu kitabı kaçırmamanızı tavsiye ederim. Piyasada hâlâ 0km.'de de bulunabiliyor.

Vikipedinin verdiği kronolojik yayın dizilimi düzgün ve açıklayıcı olmaktan uzak, o nedenle kendi sıralamamı da veriyorum -ola ki lâzım olur diye;

Bogie Man / Fat Man Press [09,1989]
(John Wagner, Alan Grant - Robin Smith) /4 sayı
Bogie Man / John Brown Publishing [1991] /128 sayfa
The Chinese Syndrome / Toxic! 02-09 [04.04.1991]
(çizen: Cam Kennedy) /yarım
The Manhattan Project / Toxic! 11-21 [06.06.1991]
The Chinese Syndrome / Apocalypse Present 04 [07.1991]
/Toxic!'de yayınlanan haliyle
The Manhattan Project / Apocalypse Present 06 [09.1991]
The Manhattan Project / Tundra Publishing [1992] /4 sayı
Chinatoon / Tundra Publishing [1993]
(çizen: Robin Smith) /The Chinese Syndrome'un tekrar çizimi /4 sayı
The Bogie Man: İlk kitap ve Chinatoon / Pocket Books [1998] /224 sayfa
Bogie Denen Adam: İlk kitap ve Chinatoon / Aksoy Yayıncılık [08,1999]
(Türkiye)/224 sayfa
The Bogie Man: İlk kitap ve Chinatoon / MagicPress Comics [2000]
(İtalya) /224 sayfa
Return to Casablanca / Judge Dredd Megazine 227-233 [11.01.2005]

10 Mart 2013 Pazar

Straponten ve Yeşim Maske


Straponten ve Yeşim Maske
(Strapontin et le masque de jade)
1965, 10. hikâye
Yazan: Acar
Çizen: Berck

Goscinny'nin yazmayı bırakıp, bir diğer üstad Jacques Acar'ın işi devraldığı sayı. Dizi lezzetinden bir şey kaybetmiş gibi görünmemekle birlikte, üslûp farklılığı hissedilebiliyor.

Bu hikâyede de, kapaktan farkedildiği üzre, Mis Lou ile birlikte farklı bir diyara sürükleniyoruz(!) :)

4 Mart 2013 Pazartesi

Frank Cappa Brezilya'da 1 - Manfred Sommer


Frank Cappa Brezilya'da
(Frank Cappa en Brasil)
1. hikâye, "Jangada"
1981
Manfred Sommer

"Alman baba ve Andaluzyalı anneden 27 mayıs 1933’de San Sebastian’da doğdu. Daha iki haftalıkken Barselona’ya götürüldü, büyüyüp öğrenim göreceği yere. 21’inde, Fransa’ya göç etti, daha sonra da Belçika’ya. Her iki ülkede de bulunuşu, zaten 14 yaşından beri çalışmaları yayınlanıyor olmasına rağmen mesleki amaçlıydı. Sonunda Belçika’dan yasadışı göçmen olması sebebiyle sınırdışı edildi, 48 saat içinde işinden, evinden, sahip olduğu her şeyden ayrılmak zorunda kaldı. «Güç belâ öğrenebiliriz hayatı -der-, çünkü bütün zamanımızı hayatta kalmayı öğrenmekle harcarız.»

Bu albümde sizlere, Brezilya ve Paraguay’da (coşkulu bir gezgin tarafından) tutulmuş bazı ilgi çekici renkli notları sunuyoruz."

Kitaba önsöz.
[ FRANK CAPPA BREZiLYA'DA ]
(Kitap tamamlandığı için, bölüm bağlantıları kaldırılmıştır)


27 Şubat 2013 Çarşamba

Valdo - Bernet & Abuli

1
2















34










5
Enrique Sánchez Abuli & Jordi Bernet










Bu iki adamın yanyana geldiklerinde yarattıklarına bayılıyorum. O kadar da çok ürün verdiler ki, bunu kanıtlayan. Her bakışımda beni güldüren bu küçük örneğin daha yüksek çözünürlüklüsünü isterseniz şu linke başvurabilirsiniz. 

22 Şubat 2013 Cuma

Ceset Hırsızı

Sinemada, çizgili yada çizgisiz edebiyatta korkuyla ilk kez nasıl yüzleştiniz, hatırlıyor musunuz? Korku insanın ilk ve en eski duygusu. Bu nedenle ona karşı kimsenin tarafsız tutum takınabileceğini düşünemiyorum. Ya ona tutkunsunuzdur, ya da yanına bile yaklaşamazsınız. Aynı şekilde korku edebiyatı ve sineması da sizin için ya bir vazgeçilmezdir veya ondan nefret edercesine uzak durursunuz... Ama asla kayıtsız kalamazsınız.  Yani şöyle bir şey yoktur: "Ehem! korku filmlerini özel bir yere oturtamam, hani olursa belki seyrederim, benim için ayrı bir önem arzetmez". Bunu birinden duyduysanız, bilin ki yalandır!

İlk korktuğunuz filmi ve kitabı da işte bu nedenle mutlaka hatırlayacaksınızdır, aksi taktirde öylesine rahatsız olmuşsunuzdur ki, onu bir daha hiç hatırlamamak maksadıyla bilinçaltınızın da altında bir yerlere tıkıştırmışsınızdır... Ama bu yine de unuttuğunuz anlamına gelmez.

Ben bu soruyu kendime yeni sormuş değilim ama geçenlerde beni korkutan ilk çizgihikâyenin bir gotik edebiyat uyarlaması olduğu ve bir de sinema versiyonunun bulunduğunu üstelik bunların ikisini de bilmediğimi fark edip, bu eksikliği gidermek üzere kolları sıvadım.

Söz konusu filmi Youtube'da, hikâyeyi içeren kitabı da Kadıköy Nezih'te buldum. Ayrıca sanırım bir klasik olduğu için internette önemli bir e-kitap sitesinde orijinal metine de eriştim.

İlk baskı kapağını yanda gördüğünüz The Body Snatcher / Ceset Hırsızı'ndan bahsediyorum tabi, İskoç yazar Robert Louis Stevenson'ın 1884'de yayınlanan kısa hikâyesinden. Ünlü yazarın bizdeki tanınmışlığı Dr Jekyll ve Mr Hyde ile Define Adası'yla sınırlı olduğu için pek bilindiğini sanmadığım bu eseri, gördüğüm kadarıyla ilk defa Can Yayınları'ndan 2012'de 'Dr. Jekyll ve Mr. Hyde ve Diğer Fantastik Öyküler' adı altında, gotikromantik dizisi bünyesinde çıkmış.

Hikâyeye konu olan karakterler, anatomist cerrah Robert Knox ve onunla bağlantılı olarak seri cinayetler mahkûmu Burke ve Hare adlı şahısların gerçek yaşamlarından esinlenilerek yaratılmışlar. Knox'un adı yerine 'Mr. K----' kullanılarak hikâyenin gerçekle bağlantısı afişe edilmemiş. Ayrıntısına fazla girmek istemesem de, aslında öykünün adı az çok kendini ele veriyor yukarıda açıkladığım karakterlerle yanyana getirildiğinde.

Eserin sinemaya uyarlanması işini ise 1945 yılında düşük bütçeli korku filmlerinin ünlü yapımcısı Val Lewton yapmış. Yönetmen koltuğunda ise henüz gençliğinde Robert Wise var. Wise'ın 3. yönetmenlik çalışması bu film. Oyuncular arasında ise Boris Karloff ve nispeten küçük bir rolde Bela Lugosi'yi birlikte görmek ise ayrı bir hoş durum.

Film kitaba göre farklar içeriyor tabi. Kısaca örneklemek gerekirse, öncelikle karakterlerde kaydırmalar var, Knox'dan sadece ve açık adıyla 'söz ediliyor'. Kitapta 'çok tanınan' olarak ifade edilen kadın karakter, filmde sokak şarkıcısı -muhtemelen kör- kıza dönüştürülmüş ve bir dramatik unsur olarak değerlendirilmişken, zamanın Hollywood filmlerinde bir zorunlulukmuş gibi tıkıştırılan şarkılı pasajları da böylece halletmişler. Filmdeki bir ilave dramatik unsur da kötürüm kız çocuk. "Böyle kör-topal bu film nereye gider?" demeyin, usta oyuncular ve Robert Wise'ın başarılı yönetimi sayesinde hikâyenin rahatsız edici boyutu ile başarılı şekilde harmanlanarak bu dar bütçeli prodüksiyondan iyi bir gotik korku filmi yaratılmış.

Eğer henüz seyretmediyseniz, benim gibi günümüz korku sinemasının kanrevan içinde ve özel efekte boğulmuş halinden yorulmuş olanlara ayrıca iyi gelecektir.


Ceset Hırsızı'nın çizgi uyarlaması ise aslında bir Warren klasiği. Eserin Creepy #7'de şubat 1966'da yayınlanan, Archie Goodwin'in uyarlaması ile tarzın usta çizeri Reed Crandal'ın elinden çıkma, 8 sayfaya sığdırılmış hali. Bu kısa çizgihikâye ülkemizde 1968'de Korku magazin sayı 39 - 40'da ikiye bölünerek ve daha sonra 1971'de Dehşet #2'de birleştirilerek, 'Ceset Hırsızları!' adı altında yayınlanmıştı. İşte aklımdan hiç çıkmayan o son kareyi büyük ihtimalle Korku magazin'deki karşılaşmamızdan (İstiklâl caddesinde bir kaldırım satıcısı ya da kioskdan babama aldırdığımı bile) hatırlıyorum.

Eser bunca kısaltmaya rağmen ruhundan fazla kaybetmeden ustaca çizgileştirilmiş. Yukarda madem bahsettik, filmde sokak şarkıcısına dönüşen kız, burada 'çiçekçi kız' olarak karşımıza çıkıyor. Goodwin'in uyarlaması bana kurgusu itibariyle daha ziyade filmdenmiş izlenimi verdi. Gerçi Goodwin'in anlatıcı metinlerini orijinal İngilizce metinde aradığımda bir çok birebir ya da benzer cümlelerle karşılaştığımı, yani asıl metine sadık kalınmaya da çalışıldığını söylemeliyim.

Bu uyarlama için kaynak olarak asla yukarda sözünü ettiğin iki eski yayını önermiyorum elbette. Saçma sapan çevirilerini aşağıda verdiğim kendi çevirimle ya da Lâl Kitap'ın o muhteşem baskısındaki Ayşe Özlem Zaimoğlu'nun çevirisiyle karşılaştırıp biraz eğlenmek istiyorsanız başka tabi...

Yeri gelmişken Lâl kitabın bu önemli yayınından söz etmeden geçmek olmaz. Eerie ve Creepy'nin DarkHorse tarafından yeniden hayata kazandırılan Koleksiyon serisinin ilk ikişer kitabını 2011'de yayınlayarak bu önemli açığı kapatmak üzere harekete geçtiler. Ben iki serinin de 1. kitaplarını aldım, kalitesini gördükten sonra 2. leri de en kısa zamanda almaya kararlıyım. Zaten bu hizmetin (ben buna ticaretten ziyade hizmet gözüyle bakıyorum artık) sürebilmesi için de alıcısının olması gerekiyor.

Bu üç ayrı platformdan okumayı -eğer isterseniz- geriye doğru yapmanızı öneriyorum. Çizgihikâye, film, orijinal kısahikâye sırasıyla, tatmin edici bir sonuç alacağınızı düşünüyorum, benim gibi. Orijinal ve uyarlamalar arasındaki küçük final farkları da ayrıca değerlendirme gerektirebilir. Kendi çevirim, orijinal Goodwin metinine mümkün olduğunca sadık kalarak, tamamen kişisel nedenlerle, sırf bu keyfi yaşamak için, bu üçlü okuma sürecinde yapılmıştır. (Lâl Kitap kızmaz umarım)


16 Şubat 2013 Cumartesi

Straponten - Fildişine Hücum

Straponten
Fildişine Hücum
(Strapontin - Ruée vers l’ivoire)
1961 tarihli, dizinin 4. hikâyesi
Yazan: Goscinny
Çizen: Berck

Mis Lou ile yeniden yollardayız, kapaktan da anlaşıldığı üzere, bu sefer başka bir yönde.
Kapağı kendim tasarlamam gerekti çünkü bu hikâye Straponten kitaplarında hep ikinci sırada kaldığı için hiç kapağı olmamış. Kullandığım bu haşin Straponten pozunu ise Tintin Journal Belçika'da yayınlandığı sıra dergiye kapak olduğu sayıdan aktardım, Berck ustanın elinden, özel olarak. :) Bir diğer ilginç ayrıntı, 'Ruée vers l’ivoire'ın Fransız edisyonda yer almamış olması.
Böylece başta hesapta olmadığı şekilde dizinin 2 numaradan 5'e kadarki 4 kitabını tamamlamış olduk. Bu nedenle kapaklara sıra numarası koymayı akıl ettim geç olsa da. Bu sayının numarası var, önceki üç sayı da (Goril, Loch-Ness, Yeşil Kaplan) numaralı yeni kapaklarla güncellendi. Çevirisi süren iki kitap zaten numaralanmış olacak.

Listenin son hali şöyle;


01 Straponten Şoför / 1959-1960 (Goscinny)
02 Straponten ve Yeşil Kaplan / 1960 (Goscinny) - MEVCUT
03 Straponten ve Loch Ness Canavarı / 1961 (Goscinny) - MEVCUT
04 Straponten : Fildişine Hücum / 1961 (Goscinny) - MEVCUT
05 Straponten ve Goril / 1962 (Goscinny) - MEVCUT
06 Straponten ve Patata Taksisi / 1962-1963 (Goscinny)
07 Straponten Goşolar Arasında / 1963 (Goscinny)
08 Straponten Eskimolar Arasında / 1964 (Goscinny)
09 Straponten : Uyuyan Ormanda İsyan / 1964-1965 (Goscinny)
10 Straponten ve Yeşim Maske / 1965 (Acar) - YAKINDA
11 Straponten ve B.C.Z.2 / 1966 (Acar) - YAKINDA
12 Straponten : Şiddetin Dokunuşu / 1966 (Acar)
13 Straponten Örümceks'e Karşı / 1967 (Acar)
14 Straponten ve Beslenme Bölümü / 1968 (Acar)