29 Eylül 2013 Pazar

Tif ve Tondu, Şok Dönüyor




Tif ve Tondu,
Şok Dönüyor
(Le Retour de Choc)
Kitap 05 / Dupuis / 1958
Çizen; Will, Senaryo; Rosy
Türkçe çeviri ve düzenleme; SToktan


Kahramanlarımız Côte'da (muhtemelen d'azur) tatil keyfi sürerken bir davet alırlar ve 'macera başlar'. (Tam uyduruk 'TV'de sinema' tanıtım yazısı gibi oldu :))

Geçen hikâyemizde kıl payı elimizden kaçan Bay Şok, bütün çetesini kaybetmiş, yenilmiş ama pes etmemiştir, kitabın adından da anlaşıldığı gibi.

Daha önce Türkçede hiç yeralmadığını zannettiğim ve yine zevkle çevirdiğim bu sayıyı umarım siz de zevkle okursunuz.
* İçerikle ilgili iki not:
Ben yeni öğrendim; Gemilerin denize indirilişi sırasında yapılan törenlerde eksik olmayan şampanya patlatma ritüelinin, geminin 'vaftiz edilmesi' anlamına geldiğini biliyor muydunuz? (fr. baptême, ing. christening = vaftiz)
bkz. sağda; bir arkaik ritüel →

Hikâyede 'Hydroglisseur' olarak geçen kızaklı tekne ile ilgili biraz karıştırdığımda, adlandırma ile ilgili bir sıkıntıya rastladım. Değişik kaynaklarda bu tekneler 'hidrofoil' ve 'hydroplane' olarak adlandırılmış. Ben bizde de kabul gördüğünü düşündüğüm 'hidrofoil'i kullanmayı tercih ettim.
bkz. sağda; ultra-postmodern bir hidrofoil →

18 Eylül 2013 Çarşamba

Torpedo 1936 - Küçük düşman yoktur...
Abuli & Toth

"No hay enemigo pequeño; lo sé desde aquel día" 
(Küçük düşman  yoktur, bunu artık biliyorum.)
Çizen: Alex Toth
Yazan: Enrique Sánchez Abuli

Epey önce ilk '4 Çizer 4 Öykü' içeriğinde çevirip paylaşmış olduğum, Alex Toth çizimi Torpedo'nun başlangıç hikâyesinin renkli versiyonunu hatırlarsınız (Hatırlamayan dergiye soldaki listeden erişebilir). Sánchez Abuli bu diziye Toth ile yola çıkmış fakat ikinci bölümden sonra 'anlayış farklılıkları' bahanesiyle Toth işi bırakmıştı. Devamı Bernet ile, hem de uzun soluklu bir süreçte gelmişti.

Yine hatırlayacaksınız; Alex Toth Jack Lemmon'un ünlü filmi 'Karınızı Nasıl Öldürürsünüz?' de de 'dublör çizerlik' pozisyonundan benzer bir biçimde sıyrılmıştı. O başlıkta Geof Darrow'un olaydan söz ederken "Toth'un bu tarz davranışlarının (kendi bacağına kurşun sıkmak türünden) ilk olmadığını" söylediğini yazmıştım. Evet... bu da bir diğeri.

'Küçük düşman  yoktur...' Toth'un işte bu ikinci ve son Torpedo işi.


Dizinin yayın kronolojisinden kısaca söz edersek; farklı dillerde ilk piyasaya girişleri,
İspanya'da; 'Creepy Toutain Editor' kapsamında, 1982'de,
Fransa'da; 'L'Echo des Savanes' kapsamında, 1983'de
A.B.D.'de; 'Catalan Communications' tarafından, 1984'de olmuş.

Bu ilk basım diziler tamamen orijinal İspanyol çizim ve metinden yola çıkılarak gerçekleştirilmiş. Ben ise  bu ilk iki hikâyenin çevirisi için, Amerikan 'Echo of Futurepast' kapsamında, 1985'de yayınlanan renkli ve de geliştirilmiş metin ve tekrar düzenlenmiş balon stiline sahip 'revizyonlu versiyonu' seçtim daha tatmin edici bulmam nedeniyle.

12 Eylül 2013 Perşembe

Hayaletler ve Harabeler

Ben Catmull
Fantagraphics 2013

"Eski, unutulmuş tekinsiz evler, onların tuhaf hikâyeleri ve onları ziyaret edebilecek kadar cesur olanların deneyimlerine, Hayaletler ve Harabeler'e hoş geldiniz. Bu kitabı medeniyetten uzak bir yerde geceyarısı karanlıkta, tercihen bir elektrik kesintisi sırasında okumanız önemle tavsiye olunur."

Kim iyi bir hayalet hikâyesi sevmez ki? Evet, geçenlerde Fantagraphics'in yayınladığı, tatlı bir mizah anlayışıyla örülmüş naif anlatımı yanı sıra ilgi çekici illüstrasyonlarıyla da dikkat çeken bu eseri Türkçeleştirdiğim küçük bir alıntıyla örnekleyeyim istedim.


Grafiklerin dikkat çekiciliği güzelliklerinin yanısıra, kullanılan farklı teknikten de kaynaklanıyor. En azından benim bilmediğim bir teknik. Masonit üzerine scratchboard işlemesi... Biraz gravürü andırıyor. Tekniğin sanatçı Andrew John Mullen tarafından bir uygulamasını da nette buldum (pek çok diğer örnekle birlikte), bir bakın o da ilginizi çekecektir sanırım.

1 Eylül 2013 Pazar

Pardon Paul, pardon Alfred

Gabby arkadaşım, Alfred Hitchcock'un 'North by Northwest' filminin en unutulmaz sahnesi ile yapılan afiş 'melezlemesi',  'Tenten Grant' başlığına gönderdiği mesajla, yine aynı filmin aynı sahnesiyle yapılan nefis bir animasyon 'melezlemesi' örneği ile katkıda bulunmuş. Başlık da kendisinden...

Daha evvel Heavy Metal'de yayınlanmış 'Bus' serisinden örneklediğim (Otobüs I, Otobüs II), sürreel işleriyle tanınan Paul Kirchner'in aynı adlı kitabının 2012'de yeniden basımını yapan Tanibis'in hazırladığı bir çalışma, zarif bir saygı duruş daha... Görmelere seza;


Le bus aux trousses from Tanibis on Vimeo.

22 Ağustos 2013 Perşembe

Tif ve Tondu Beyaz El'e Karşı




Tif ve Tondu
Beyaz El'e Karşı

(Tif et Tondu contre la main blanche)
Kitap 04 / Dupuis / 1956
Çizen; Will, Senaryo; Rosy
Türkçe çeviri ve düzenleme; SToktan



İki sene önce paylaştığım ilk Tif ve Tondu çalışmamda (Bilmiyorsanız bir göz atmanızda fayda var [TiF & TONDU 14] ) şöyle demişim; "Sipru'nun Zorglub'u (Deli Zorgub) gibi, onların da zaman zaman devreye giren bir kötü adamı vardır, Monsieur Choc (Bay Şok)". İşte bu kitap, sözkonusu kötü adamımızın piyasaya ilk çıktığı sayı.

Çeviriye girişirken hem bu hususu dikkate aldım, hem de Üstat Will'in kaleminde asıl kahramanların çizgisel karakterlerinin olgunlaştığı sayı olması nedeniyle başlamak için doğru bir yer olacağını düşündüm, her ne kadar Tif'in kafa yapısı bir sayı sonra elmacık kemiklerinden arınacak olsa da... (O da pek yakında!)

Hikâyenin ülkemizde 1969-70'de Redkit dolgusu olarak yayınlandığını hatırlatayım. Bende sadece tek sayısı bulunduğu için kendi çevirimle tam bir kıyaslama yapamamış olmakla birlikte, dönemin çizgiroman çeviri kalitesi açısından genelde 'Tif ile Tontu' işlerinin (her kim çevirdiyse) şanslı olduğunu söyleyebilirim. Bu arada uzun zamandır çeviriler paralelinde sürdürdüğüm Fransızca çalışmalarımın da bir fark yarattığını belirtmeden geçemeyeceğim. Bu da kendimce bir övünme fırsatı olsun bari, :) Bu yaştan sonra Fransızcaya sardırdık İsmet paşa gibi. O Lozan'a gitmişti, ben çeviri sevdasındayım. Ne yapalım işte...


8 Ağustos 2013 Perşembe

Keşif 217 - Tha & T.P. Bigart

 1  2

Tha (Joseph August Tharrats i Pascual) &
T.P. Bigart (Joan Tharrats Pascual) - 1981

27 Temmuz 2013 Cumartesi

Uzak Diyarlarda - Leo & Icar

Uzak Diyarlarda
(Terres Lointaines) - Kitap1
Yazan: Leo
Çizen: Icar
2009

Aldébaran, Bételgeuse, Antarès, Kenya, Namibia gibi dizileriyle ünlenen Brezilya asıllı Fransız sanatçı Leo (Luiz Eduardo De  Oliveira), 2009-2012 yılları arasında da Terres Lointaines adlı bir diğer bilimkurgu eserine bu sefer sadece yazar olarak imza atmıştı. Dizinin çizimlerini ise, başka bir işini bilmediğimiz Fransız çizer Icar (Franck Picard) yapmıştı.

İlk sayısıyla ilgimi çeken çalışmayı yavaş yavaş çevirmeye başlamıştım bir süre sonra. Ama dizi tamamlandığında bekleneni verebildiğini söylemek en azından tartışılabilir oldu. Bu arada ben de ilk sayının çevirisinin sonuna gelmiştim. Bu nedenle, devamını getireceğime dair söz vermeksizin, hiç değilse bir fikir verebileceğini düşünerek ve de emek boşa gitmesin diye ilgi ve beğeninize sunayım dedim.

Bir not düşmek gerekirse; hikâyedeki 'istakoz kılıklı yabancı zekî türden' kahramanımız, bence bilimkurgudaki sıkıntılı "insanın hayal gücü, bilgisiyle sınırlıdır" vaziyetinin bir sonucu. Hâl böyle olunca, popüler ürünlerde 'yabancı' tasarımlarında sıklıkla bu çelişkili hâle düşülmekte. Evrim ağacında aşağılarda yer alan bir dünyevî canlı türünün zekî bir varlığa model teşkil etmesi söz konusu olabilir mi? O fizikî formasyonla (o formasyonda kalarak) yüksek bir entellektüel seviye geliştirmek mümkün mü? Bence değil...

Sinema ve edebiyatta yabancı türlerle karşılaşma ve iletişim üzerine nitelikli yaklaşım olarak çok az örnekten söz edilebiliyor. Çünkü yukarıda sözünü ettiğim sınırlamanın bir şekilde aşılabilmesi oldukça zor bir durum halinde karşımıza çıkmakta. Benim bu husustaki bakışım, Stanislaw Lem'in 'Fiyasko'sundan yana. -Şiddetle öneririm eğer hâlâ okumadınız ve kitabı bulabilirseniz, çok ufuk açıcı olduğunu da söylemek isterim.- Ya da "yüzmilyar kere yüzmilyar yıldız sisteminde, evrimin nasıl sürprizlere yolaçtığı veya gebe olduğu tahmin edilemezdir" diyerek 'böcek uzaylılar'la pulp takılmaya devam edebiliriz. Zaten işin doğrusu, böyle yapmadığımız aktirde, okuyacak, seyredecek materyal aşırı sınırlanmış hâle geliyor. Eh, Star Wars da en azından çok eğlencelidir yani. :)

14 Temmuz 2013 Pazar

Zor Oyun - Frazetta

Geçenlerde 'illustrationart.blogspot.com'da David Apatoff ilginç bir bulgusunu kaynaklarıyla paylaşmıştı. Şöyle diyordu dostumuz;

Ünlü illüstratör Frank Frazetta kendi yaklaşımından şöyle söz ediyor; "Tamamen hayal gücümü kullanarak çalışırım, ne aşırma ne de fotograf."
Ama bu Frazetta çizimi, doğrudan Life Magazin'deki bir yazıdan alınmış;




Ben de Apatoff'un bu başarılı dedektiflik ürününü, 1954 yılında EC Comics periyodiği Shock SuspenStories'in 13. sayısında yer alan 'Squeeze Play' adlı gayet iyi bildiğim söz konusu hikayenin Türkçeleştirilmişi ile birlikte sunayım dedim.




Bu arada, Gabby arkadaşımın iletip yorumladığı nefis kolajı da başlığa eklemeden geçemem. Hikâyemiz 'Zor Oyun'daki bir diğer dikkat çekici husus da, kötü kahramanımız Harry'nin, Frazetta'nın bir anlamda kendini resmettiği bir karakter olması.

Kolajda üst sırada Frazetta'nın bir fotografı, kendini karikatürize ettiği bir çizimi ve ünlü otoportresi yer alıyor. Alttaki üç çizim ise, 'Zor Oyun'dan üç kare. Sanatçının kendini model olarak kullandığı âşikâr...

4 Temmuz 2013 Perşembe

Bir zamanlar kendim






Geçenlerde eski defterleri karıştırırken çıktı karşıma, tahminen ~1980 civarı, neredeyse unutmuşum. 1960'ların Akbaba'larının etkisi bariz olmakla birlikte bugün bile fena gelmiyor hani.

Renklendirme yenidir...



22 Haziran 2013 Cumartesi

31 Mayıs 2013 Cuma

Pinokyo - Winshluss

1970, La Rochelle doğumlu Fransız çizgiroman sanatçısı ve yönetmen Vincent Paronnaud 'Winshluss'un 2008'de yayınlanan bildiğimiz Pinokyo'nun bilmediğimiz hikâyesini anlatan, 2009 Angoulême Uluslararası Çizgiroman Festivali, Fauve d'Or En İyi Albüm ödüllü eseri.

Paronnaud, yaşantımıza 2007'de Marjane Satrapi'nin Persépolis adlı çizgiromanının animasyon uyarlamasının yönetmenliğini Satrapi ile birlikte üstlenerek girmişti. Kendisine büyük başarı kazandıran Pinokyo ile ise epey geç bir karşılaşma oldu bu benim için. 

Sanatçı 190 küsür sayfalık çalışmasında Pinokyo'yu oldukça karanlık bir atmosferde, trajik ama daha fazla mizahî boyutlarda ele alıyor ve dînî dogmatizmden militarizme, çocuk istismarından ahlâkî iki yüzlülüklere, bir çok hususa temas ediyor, bunu yaparken de bir çok 'tanıdık' limana uğruyor.

Pinokyo aslında istisnalar dışında bir sözsüz çizgiroman. İstisnalar ise, hikâye ilerledikçe zaman zaman araya giren 1-2 sayfalık 'karafatma Jiminy'nin serüvenleri. Bunun dışında dil bilmenizi pek de gerektirmeden anlaşılması mümkün olan, gayet renkli, farklı anlatım yöntemleriyle donatılmış, yer yer absürtleşebilen, tam masal diline dönerken, yüzünüze bir sol direk indirerek sizi başka bir zemine yuvarlayıveren bir başyapıt Winshluss'un Pinokyo'su.

Söz ettiğim karafatma Jiminy, orijinal Carlo Collodi metninde Pinokyo'nun vicdanının sesi gibi konuşan isimsiz ağutosböceğinin, Disney stüdyoları'nda adlandırılmış hâli olan 'Jiminy Cricket' karakterinin Winshluss versiyonu. Bu yeni durumu örnekleyen çok sevdiğim bir sayfayı da çevirip paylaşmadan edemedim, her ne kadar bir cümle de olsa Dostoyevski çevirmek gibi bir haddini bilmezlikte bulunmak zorunda kalsam da... Ayrıca, kitabın başından 14 sayfalık bir alıntıyla örneklemeyi de faydalı gördüm, aşağıda bulabilirsiniz;


Eserin Fransız ve İspanyol baskılarını 'farklı kaynaklardan' temin etmeniz mümkün.

13 Mayıs 2013 Pazartesi

Soledad - Tito


Soledad #1
Son Mutluluk
(Le dernier bonheur)
Tito
1983

1957 doğumlu Tiburcio de la Llave (Tito), Grafik sanatlar yüksek öğrenimi almış, İspanyol asıllı olup Fransa'da yaşayan bir sanatçı. Bir süre reklâmcılık yaptıktan sonra çizgiromanda ilk tanındığı işi olan  Jaunes adlı mini diziyi Jan Bucquoy'nın senaryosuyla çizmiş, ardından da 1983'de Soledad'a kolları sıvamış Tito.


    1. Le dernier bonheur "Son Mutluluk" (1983)
    2. La cible "Hedef" (1983)
    3. El Forastero "Yabancı" (1985)
    4. La mémoire blessée "Yaralı Bellek" (1987)
    5. L'homme fantôme "Hayâl Adam" (1998)
    6. L'autre sœur "Diğer Kızkardeş" (2002)

Altı kitap süren bu eser, Kastilya'da hayâlî bir köyde yaşanan hikâyeler dizisinden oluşuyor. Belki farklı bir diyar ama bize hiç de uzak gelmeyen gerçekleri, çelişkileri hattâ doğal kara mizahı ve duygularıyla...

Ülkemizde sanırım hiç bilinmeyen sanatçıyı biraz olsun tanıtayım istedim bu sekiz adet küçük hikâye içeren (daha önce ilk üçünü paylaştığım) ilk sayıyı çevirerek...

(Soledad= Terkedilmişlik, kimsesizlik, ıssızlık, yalnızlık.)

9 Mayıs 2013 Perşembe

Amerikan çizgiromanına içerden bir bakış

    "Yaratıcı yetenekler ve onların karakterleri arasındaki okuyucu ilişkilendirmesi, kendi ülkemizde (A.B.D.) ancak son zamanlarda yakalanmış bir olgudur. Elbette önemli istisnalar vardır: Milton Caniff ve "Steve Canyon" en kolay akla geliveren. Ama genel olarak Amerikan çizgiroman karakterleri kendi yaratıcılarından bağımsız düşünülmüştür -ürünleri, yaratıcılarından daha önemli olarak. Bu, muhtemelen Amerikan çizgiromanının nadiren gerçek sanatsal değerlere sahip işler üretiyor olmasının asıl sebeplerinden biridir- ve bundan dolayı genelde halk için çizgiroman, en iyi ihtimalle sığ ve sabmoronik* ıvırzıvırdan ibarettir."

Timothy Truman (Jonah Hex, Conan, Star Wars)'ın, "Alvar Mayor" (Enrique 'oğul' Breccia) 1989 tarihli Birleşik Devletler baskısına yazdığı önsözden.)

*submoronic= ahmak-altı entellektüel seviyeye sahip.

- Bu sefer B.D.'den bir sanatçıdan ilginç bir yorum. (24 sene önce...)

3 Mayıs 2013 Cuma

Straponten ve BCZ2

Straponten ve BCZ2
(Strapontin et le B.C.Z. 2)
1966, 11. hikâye
Yazan: Acar
Çizen: Berck

Dizinin Türkçeleştirilmesine yapacağım katkı burada son buluyor. Bundan sonraki üç sayının özellikle son ikisinde, her nedense konseptte değişikliğe gidilip, karakterlere naif bir ifade kazandırılarak hitap edilen yaş gurubu düşürülmek istenmiş. Ama sonuç tam bir başarısızlık olmalı ki, yayın hayatı da böylece son bulmuş.

28 Nisan 2013 Pazar

Çizgiroman ve Sinema Üzerine - Jodorowsky

John  Difool - Moebius
"Kimilerinin düşündüğünün aksine, ben çizgiroman ve sinemanın birbirinden tamamen farklı iki sanat formu olduğunu düşünüyorum. Genellikle çizgiromancılar sinema yapmak isterler ama ben film çekmiş biri olarak çizgiroman yazmayı daha fazla tercih ediyorum. Sadece çizgiromanlarda yapmak istediğinizi tam olarak gerçekleştirebilirsiniz. Orada, yazarsınız, yönetmen, kameraman, editörsünüz, oysa sinemada "otörler"* çağının bittiğini düşünüyorum. Yapımcılar ve stüdyolar çok güçlüler ve gerçek sanatçı, filmlerde kendini tamamen özgür olarak ifade edemez artık.

Her zaman bir çizgiroman hikâyesini bir canlı-aksiyon filme uyarlamanın hata olduğunu hissetmişimdir. İkisi sadece yüzeyde benzer görünürler ama özünde birbirlerinden tamamen farklıdırlar. Örnek olarak, Moebius'un resimlediği Dune* senaryom, müthiş bir film ama korkunç bir çizgiroman olurdu. Film kurgulamanın, çizgiroman hikâyelemesiyle hiç ilgisi yoktur. Film harekettir. Çizgi ise hareketsizlik. Çizgi hareketsizlikten hareket yaratır. Çizgiromanın kabiliyeti, okuyucuyu hareket yaratmaya zorlamasıdır. Filmler ise aksine, izleyici tarafından mutlak bir hareketsizlik ve dikkat gerektirir. Bir sanat dalında başarılı bir yaratıcı olmak, pek nadiren bir başkasında da aynı başarıya sahip olacağınız anlamına gelir."
INCAL (1981-1989) için hikâye notlarından, Alexandro Jodorowsky.


Paul Atreides - Moebius
* Otör (auteur) sineması, film üzerinde her yönüyle yönetmenin kontrolünün olduğu, (yazan, yapan, yöneten, vs), filme tam anlamıyla yönetmenin kendi yaratıcı üslubuyla damgasını vurduğu sinema anlayışı. Bugün için kalan pek az örnekten biri olarak Tarantino'yu göstermek mümkün.

* Dune Frank Herbert'in ünlü bilimkurgu romanı. 1975'de Jodorowsky'nin yönetiminde film çalışmalarına girişilmiş, yine Jodorowsky'nin yazdığı ondört saatlik senaryonun 'story-board'unu ve karakter çalışmalarını Moebius, çeşitli tasarımlarını H. R. Giger ve Chris Foss başlatmış, müzikleri için Pink Floyd'la anlaşılmıştı, Baron Vladimir Harkonnen'i Orson Welles canlandıracaktı ama sonunda proje iptal edildi. Filmin hikâyesi üzerine çekilen bir belgesel 2013, mayısında yayınlanıyor; [ Jodorowsky's Dune ]

İlginç şekilde, Incal ve Dune, spiritual güçler teması çerçevesinde irtibatlıdırlar. Jodorowsky'nin hindû spiritualizmiyle ilgisi ve spiritual guru olduğu da bilinen bir gerçek. Aynı şekilde, daha sonra 1984'de Dune'u çeken David Lynch'in de Transandantal meditasyon ile yoğun ilgisinin olduğunu hatırlarsak, bu iki çok yönlü sanatçının benzer sularda kürek çektiklerini de söylemek mümkün.

Daha önce yayınladığım Jodorowsky'nin çizgiromanda Amerikan endüstrileşmesiyle ilgili sert politik karşıtlığını sergilediği Frank Cappa önsözünü hatırlayacaksınız. Yukardaki notlarda da bunu bir başka boyutta, endüstrileşen sektörle birlikte Otör sinemasının son buluşuyla ilgili düşüncelerinde yansıdığını -o kadar sert ifadelerle olmasa da- görüyoruz. Sanatçının bu yaklaşımı, önemli ve unutulmaması gereken gerçekleri vurgularken, değişen koşullar altında, farklı boyutlarıyla da tartışılmayı gerektirdiğini hatırlamak lâzım.

23 Nisan 2013 Salı

Hemen Her Zaman - Berardi & Milazzo



Berardi & Milazzo


Epey önce bir yerlerde ilk karesini görüp etkilenmiş, ne olduğunu araştırmıştım. Dört adet Tom's Bar hikâyesinden, 1977'de Il Giornalino'da yayınlanan ilki... Daha sonra bir araya getirilip kitaplaştırılmış ve Tom's Bar adı altında siyah-beyaz olarak basılmış. 

Çevirmek için renkli orijinalini tercih ettim. Yandaki renksiz sayfa ise, söz konusu kitaptan alınmış olup, orijinale göre iki ilâve kare içermektedir. Karşılaştırmak isteyebilirsiniz.

Hikâyeyi orijinal tarama boyutlarında okumak isterseniz, indirebilirsiniz;


19 Nisan 2013 Cuma

Bram ve Ben'in son zamanları'nda Kapalı Çarşı

Image'in 2013 ocağında yayınladığı 'The End Times of Bram and Ben' adlı dört sayılık mini dizide, olaylar hızlı gelişiyor ve daha ikinci sayfada yeryüzünde insanların (her nedense İstanbul hariç) ortadan kaybolmaya başladıklarına şahit oluyoruz. Bram kısa zamanda geri geliyor ve bir evrak hatası yüzünden cennete gittiğini ve daha sonra geri gönderildiğini anlatıyor Ben'e. Üstelik cennetin sanıldığı gibi bir yer olmayıp, bir sürü yaşlı, şişman çıplak insanla dolu berbat bir yer olduğunu söylüyor... Tabi bu arada geri dönen bir çok insanın bazısı da cehennemden gelmektedir...

Bu minval üzre gelişen hikayeyi Avrupa kökenli yeni nesil bir sanatçı, Rem Broo çizmiş. Tarzı (doğal olarak) avrupaî denebilecek genç sanatçının, yine Image Comics yayını Chew'in çizeri bol ödüllü (Eisner de dahil) Rob Guillory'den de etkilenmiş olduğunu söyleyebiliriz.

İşin  aslı, bu tanıtımla amaç, hem bir kitap hem de kitaptaki bütün dünyada kaybolmalar sürerken, herkesin her şeyi birbirine denk, heyecansız sıradan yaşamını sürdürmeye devam ettiğinin ifade edildiği  İstanbul karesini sizlerle paylaşmak istemiş olmam.

Türkçeden çevrildiği dipnotla ifade edilen mini diyalog, durumdan etkilenilmediğinin hoş ifadesi;
     - "Ee... Bugün ilginç bir şey var mı?"
     - "Hayır"

Evet, eğer bu tarz temalardan hoşlanıyorsanız, göz atılabilecek bu eğlenceli hikâyenin çizeri Rem Broo'nun Kapalı Çarşı algısı...